Hafızamız hakkındaki 10 gerçek

Beynin öğrenme mekanizması, deneyle çok daha iyi bir şekilde harekete geçiriliyor. Bilim insanlarının araştırmalarına göre bir bilginin deneylenmesi ile öğrenilen bilgi, tekrar tekrar okunmasıyla öğrenilen bilgiden daha kalıcı oluyor.

Hafızamız hakkındaki 10 gerçek
ROJHABERBilimsel araştırmalar beynimizin öğrenmesinin halen tekrarlar, deneylerle pekiştiğini, kolay öğrenilen bilginin çabuk unutulduğunu gösteriyor. Ayrıca, beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımızın doğru olmadığı gibi beynimizde hafızamızın belli bir bölgede toplandığı da doğru değildir.

1) Beynimizin alabileceği bilginin sınırı yok

Bilim insanları uzun yıllardır beynin ne kadar bilgi depolayabileceğini tespit etmeye çalışıyor. Bu alanda yapılan en kapsamlı çalışmada ABD’nin Northwestern Üniversitesinden psikoloji profesörü Paul Reber, insan beynin 2.5 petabyte veri depolayabileceğini tespit etti. Bu 2.5 milyon GB’ye tekabül ediyor. Bu daha anlaşılır bir deyimle HD formatında yaklaşık 70 yıllık bir filme tekabül ediyor. 

İnsan beyni bir milyar kadar nöron barındırıyor. Her nöron diğer nöronlarla 1000 kadar bağlantı oluşturabiliyor. Bu da beynimizde 1 trilyona yakın bağlantı bulunduğu anlamına geliyor. Bir de çok sayıda nöronun bu bağlantılarla kombinasyonlar yaparak anıları oluşturduğu düşünülürse veri depolama kapasitemiz 2.5 petabyte’a ulaşıyor. 

Bir beyin boyutunca bu kadar büyük kapasiteli bir hard disk yok. Ancak yakın bir gelecekte olabileceği tahmin ediliyor. Bununla birlikte yapılacak bu hard diskin beyne karşı çok büyük bir avantajı olacak: bu hard disk verileri unutmayacak. 

2) Kısa dönem hafızamızdan sadece birkaç şey hatırlıyoruz

Bir hafta önce öğle yemeğinde ne yemek yediğinizi, eğer çok sıra dışı bir olay değilse, genelde hatırlamazsınız. İki dakika önce öğrendiğiniz şeyleri hatırlama şansınız ise oldukça düşük. Bilim insanlarının yaptığı araştırmalar insanın kısa dönem hafızasının oldukça sınırlı bir kapasiteye sahip olduğunu gösteriyor. Araştırmalarda insanların kısa dönem hafızlarında 5-9 öğeyi hatırlayabildikleri görüldü. Bazı insanlarda bu rakam 4’e kadar düşebiliyor. 

Denemek isterseniz bir arkadaşınıza 20 kelime yazdırın. Bunları iki dakika içinde ezberlemeye çalışın. Bu sürenin sonunda ne kadarını hatırlayabildiğinizi test edin. 

3) Öğrenme beynin şeklini değiştiriyor

Birçoğumuz beynimizi içinde düşüncelerimiz, anılarımız ve duygularımızın olduğu bir sihirli kutu olarak düşünürüz. Ama beynimiz bütün bunları statik kalarak yapmıyor. Öğrenmek, beynin şeklini değiştiriyor. Nasıl spor yaparak kaslar güçleniyorsa, beyin de egzersizlerle güçlendirilebiliyor, çalışmayınca zayıflıyor. 

Örneğin yeni bir dilin öğrenilmesi beyinde farklı birçok alanı harekete geçiriyor. Bir müzik enstrümanı çalınması gibi faaliyetler de aynı şekilde. Harekete geçen alanlara daha çok kan ve oksijen giderken madde yoğunlaşması da artıyor. 

4) Kolay öğrenilen çabuk unutuluyor

Basitçe söylemek gerekirse: çok doğru. Beyin kolayca öğrendiği bir şeyi çabuk unutuyor. Mesela internette arama yoluyla bir makaleden öğrendiklerinizi, deneyle laboratuvarda öğrendiğiniz şeylere göre çok daha çabuk unutmaya eğimlisiniz. 

Beynimiz varlığımız için önemli gördüğü bilgileri depoluyor. Önem derecesi genelde hayati tehlikeden, kaçınılması gereken durumlar vs’den başlıyor. Beyin sürekli tekrar edilen bir şeyin de önemli olduğuna kanaat getirip onu hafızamızda ulaşılabilir bir noktada tutuyor. 

İnternet çağında, bilgiye ulaşmanın bu kadar kolay olduğu bir dönemde beynimizin bu duruma henüz çok alıştığı söylenemez. Bilimsel araştırmalar beynimizin öğrenmesinin halen tekrarlar, deneylerle pekiştiğini, kolay öğrenilen bilginin çabuk unutulduğunu gösteriyor. 

5) Hiç yaşanmamış şeyleri de hatırlayabiliriz

Yaşlandıkça birçok olayı hatırlamak giderek zorlaşır. Çocukluk hatırlarımızın tümü keskinlikten, netlikten uzaklaşır ve hafıza içinde başka bir hal almaya başlar. 

Bazen bazı insanların uzak geçmişleriyle ilgili anıları uydurduklarını düşünürüz. Evet bazen gerçekten uydururlar ama bazen de hafıza, anılarla ilgili boşlukları hiç olmamış şeylerle doldurabilir. Bir fotoğraf hiç alakasız anıları uyandırabilir. Anıların dönemlerine dair onyıllara varan hatalar, mekan şaşırmaları yaşanabilir. 

Bu durum genelde hafızanın iyi çalışmamaya başladığı ileri yaşlarda ortaya çıkmaya başlar. Bilim insanları bunun arkasındaki mekanizmayı ise çözebilmiş değil. 

6) Deney yeniden okumadan iyidir

Beynin öğrenme mekanizması deneyle çok daha iyi bir şekilde harekete geçiriliyor. Bilim insanlarının araştırmalarına göre bir bilginin deneylenmesi ile öğrenilen bilgi, tekrar tekrar okunmasıyla öğrenilen bilgiden daha kalıcı oluyor.  Batılı ülkelerde bazı eğitim kurumlarında bu durum şu sözle açıklanır: Tekrar tekrar tartmak domuzu şişmanlatmaz. 

Okuma bilginin nöronlar arasındaki bağlantıların canlı tutularak hatırlamanın kolaylaştırılmasını sağlarken deney ise beynin birçok alanında uyarımlara neden olarak hafızada kalıcıya yakın bir yer elde edilmesini sağlıyor. 

7) Unutmak hatırlamayı sağlar (Sıklıkla)

Beynimiz sürekli olarak verileri gözden geçirir. Çevremizdeki eşyalardan, insanlara, o gün yapmamız gereken şeylerden kısa vade ya da uzun vadede verdiğimiz sözlere kadar her şey. 

Beyin bu gözden geçirmeler sırasında unutulan bir şeyi sıklıkla hatırlar ve bir anda olgunun önem derecesini yukarılara taşır.  Öğrenme konusunda ise öğrendiğimiz şeylerin çok büyük kısmı kısa sürede unuturuz. Bir süre sonra bize yeniden anlatıldığında hatırlarız. Ancak bu aradaki süre içinde öğrendiklerimiz bilinçli bir şekilde tekrar etmememiz durumunda hiçbir şekilde aklımıza gelmez. 

Araya çok uzun bir zaman girmişse dahi beynimiz genelde bilgileri hatırlar. İlerleyen yaşla birlikte hatırlama oranımız da zayıflar. 

8) Anılarımız rahimde oluşmaya başlar

Bilim insanları insan hafızasının cenin halindeyken oluşmaya başladığını düşünüyor. Yapılan araştırmalarda 5 aylık hamile kadınların rahmindeki ceninlere verilen seslere bebeklerin doğumdan sonra tepki verdikleri görüldü. 

Bazı bilim insanları ceninlerin anne ve babalarının sesine rahimdeyken alıştığını özellikle anne ile bebek arasındaki bağda bu hafızanın önemli bir rol oynadığını da söylüyor. 

9) Beynimizde hafızamızın depolandığı bir yer yok

Beynimizin sadece yüzde 10’unu kullandığımızın doğru olmadığı gibi beynimizde hafızamızın belli bir bölgede toplandığı da doğru değildir. Bilim insanlarının araştırmaları hafızanın beynin birçok değişik alanına yayıldığını ve bunların bazen tek tek bazen ilişki halinde çalışması sonucu oluştuğunu gösteriyor. 

Hafızamıza yer eden öğeleri destekleyen 5 duyumuz beynin farklı bölgeleri tarafından yönetiliyor. Duygularımızın geliştiği, rasyonel düşüncenin oluştuğu merkezler çok farklı. Anılarımız birçok etmenle oluştuğu için beynin her tarafına yayılmış durumda. 

10) Duygularımız hafızamızla yakından bağlantılı

“Gözden uzak olan gönülden ırak olur” pek de yanlış bir sav değil. Yapılan araştırmalara göre duygularımız, hafızamızda taze olan anılara göre daha güçlü şekilleniyor. Anılar uzaklaştıkça duyguların şiddeti de azalıyor. 

Bu mekanizma tam olarak çözülemese de bilim insanları insanların bu şekilde geçmişin ağırlığından kendilerini kurtardığını ve enerjilerini daha etkili olarak kullandığını düşünüyor. 

Unutmak...

İnsan hafızası oldukça tuhaf bir mekanizmadır. Çocukluğunuzdaki bir olayı saniye saniye hatırlar ama iki dakika önce elinizde olan anahtarınızı nereye koyduğunuzu bulamazsınız. 

Bilim insanlarının yaptığı araştırmalara göre insan beyni anıları da kategorize ederek türlerine ayırıp depoluyor. Psikologlar bu bilgileri nasıl unuttuğumuz, biologlar ise moleküler seviyede bunu gerçekleştiren mekanizmalar konusunda çalışmalar yürütüyor. Araştırmalarda ortaya çıkan en önemli bulgu, unutmanın son derece normal ve beynin işleyişi için hayati önemde olması. 

Birçok insan kendini başka bir odada ama oraya neden geldiğini unutmuş olarak bulmuştur. Bilim insanları bu kısa dönem hafızasını kapılardan geçmenin tetikliyor olabileceğini ifade ediyor. 

Notre Dame Üniversitesinden Gabriel Radvansky’e göre bir kapıdan geçerken beyin yeni bir ortam oluştuğunu algılayıp kısa dönem hafızasını depolamaya çalışıyor. Bu sırada bu mekanizmanın tam çalışmaması bir anda oraya neden geldiğinizi tamamen unutmanıza neden oluyor.  Ancak beyin olağanüstü hızlı çalışan bir mekanizma, genelde kısa bir süre içinde herşey yoluna koyuluyor ve neden orada olduğunuzu hatırlıyorsunuz. 

Hafızayı silen olaylar

Her ne kadar oldukça nadir olsa da bazı fiziksel aktiviteler kısa vadeli hafıza kayıplarıyla sonuçlanabiliyor. Beyin sisi denilen bu olay halen bilim insanları için bir fenomen. 

Bu aktivitelerden en ilginci de cinsellik. Bazı insanlar cinsel ilişkilenmelerinin ardından kısa dönemli hafıza kaybı yaşıyor. Hatta bazıları yeni hafızalar oluşturmakta zorlanıyor. 

İnsanlar genelde bu tip kısa dönem hafıza kayıplarını beyin kanaması vb. etkenlerle karıştırdıkları için doktorların dosyaları bu alanda verilerle dolu. Fakat kimsenin neden bu hafıza kayıplarının yaşandığı konusunda hiçbir fikri yok. 

Beyin bebekliği unutmaya programlı

Bilim insanları geçmişte bebeklik dönemindeki hafızanın beynin henüz dil yeteneğinin gelişmemesi nedeniyle silindiğini düşünürdü. Ancak son dönemdeki araştırmalar bebeklerin de hafıza oluşturduğunu ama zamanla silindiğini ortaya koydu. 

Birçok bilim insanına göre bu durum beyinin gelişmesi ve büyümesi ile ilgili bir problem. Ömrün ilk 3-4 yılındaki anılar beynin büyümesi ve yeni hücreler oluşturması nedeniyle siliniyor. Her ne kadar anıları oluşturmak için gerekli olan hippocampus ve medial temporal lobu bir bebek bir yaşındayken gelişmiş olsa da prefortal cortex gelişmediği için anıların uzun vadeli hafıza için oluşması tamamlanamıyor. 

Hazirlayan: Doğan Barış Abbasoglu 
Yeni Özgür Politika

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.