‘Bu Anayasa ‘Hayır’ın altında ezilecek’

MUĞLA / İZMİR - Anayasa teklifine edebiyat dünyasının itirazı sürüyor. Şair Cezmi Ersöz, halklarının kaderini geriye doğru kökten değiştireceğini belirtirken, araştırmacı-yazar Turabi Saltık da, “Başkanlık sistemi ve bu Anayasa ‘Hayır’ duvarının altında ezilecektir” dedi.

‘Bu Anayasa ‘Hayır’ın altında ezilecek’
Cumhurbaşkanlığı sistemini de içeren Anayasa değişikliği paketine tepkiler sürüyor. Şair Cezmi Ersöz, Türkiye'nin kurulduğu günden bu yana insan haklarını çiğneyen, demokratik hakları, özgürlükleri darbelerle, OHAL'lerle çok kez askıya alındığını belirterek, referandumda Türkiye halklarının kaderini geriye doğru kökten değiştireceğini söyledi.

'BÜTÜN İKTİDARLARIN EN TEHLİKELİSİ'

Anayasa değişikliğinin basit bir siyasi parti çekişmesinden çok farklı olduğunu vurgulayan Ersöz, "Bütün iktidarlar zorbadır ve baskıcıdır. Günlük yaşamı kontrol altın alan, kadınları baskı altında tutan bu zorba iktidar yapısı bunların son ve en tehlikelisidir" diye konuştu.

'BU GÜNLERİ BİLE ARAYACAĞIZ'

Mevcut anayasa taslağının "Evet" ile sonuçlanması durumunda Türkiye'nin geri dönülemez bir karanlığa gireceğini sözlerine ekleyen Ersöz, şöyle devam etti: "Tekrar parlamenter sisteme dönmek, kuvvetler ayrılığını tesis etmek neredeyse imkansız bir hale gelecek. Elimiz kolumuz bağlanacak bu ya hep ya hiç anlamına geliyor. Bu günleri bile arayacağız. Dünyada hem demokratik hak ve özgürlükler, hem basın özgürlüğü ve ifade özgürlüğü bağlamında en hızlı gerileyen ülkeyiz."

'KATLİAMLARLA TOPLUM ŞEKİLLENDİRİLİYOR'

7 Haziran seçimlerinin ardından hükümetin iktidarda kalmak için tüm yollara başvurduğunu hatırlatan Ersöz, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu gangsterlerin kendi iktidarlarını perçimlemek için yapmayacakları hiç bir şey yok. Hatırlayın, Suruç katliamına bakın, 10 Ekim katliamına bakın ve ondan sonra yapılan açıklamalara bakın, resmen gözlerini kan bürümüş. O patlamaların yapılacağı belliydi. Polis ve istihbarat biliyordu. Bile bile 102 insanı kaybettik." 10 Ekim Katliamından sonra dönemin Başbakanı Davutoğlu'nun “patlamadan sonra oylarımız arttı” açıklamasını anımsatan Ersöz,"Bugün bu toplumun üzerinde şok doktirini uygulanıyor. Sürekli bombalar patlatılıyor. Bu şekilde insanlar kendini çaresiz, güçsüz hissediyor ve bir güce sığınıyor" diye belirtti.

'HALKIN İRADESİ TUTUKLU'

HDP milletvekillerinin ve belediye başkanlarının tutuklu olduğuna işaret eden Ersöz, şunları dile getirdi: "HDP milletvekilleri apar topar götürülüyor. Bu şartlarda referandum yapılabilinir mi? Referandum toplumsal uzlaşma gerektirir. HDP'li Eş başkanlar içerde milletvekilleri, belediye başkanları içeride ne referandumu. Seçilmiş belediyelere kayyum atanmış. Buna gasp etmek denir. Halkın iradesi gasp edilmiş durumda. Bunun yanında gazeteciler, sanatçılar, sivil toplum örgütlerinin kanaat önderleri, üyeleri yazarlar her an herkes gözaltına alınıyor. Bugün bu konuşmamdan dolayı bende alınabilinirim. Hiç şaşırmam. Bu şartlar altında özgür irade gösterilebilir mi?"

OHAL altında referanduma gidilemeyeceğinin altını çizen Ersöz, "İnsanlar görüşlerini nasıl açıklayacak? İnsanlar bir tweet atıkları için operasyon düzenleniyor ve gözaltına alınıyor" ifadelerini kullandı.

'TÜM BUNLARA RAĞMEN UMUTLUYUM'

Tüm bunlara rağmen umutlu olduğunu sözlerine ekleyen Ersöz, "Özelikle edebiyatçı, şair, tiyatrocu, gazeteci bir bütün olarak aydın kesimden büyük ölçüde 'Hayır' çıkacak. Hayırlar artıyor. 15 Temmuz darbesinin akabinde ‘Evet’ler çoktu ama sonrasında meclisin yok edileceği hukukun ortadan kaldırılacağı anlaşılınca insanlar durumun farkına vardılar ve 'Hayır' demeye başladılar. Ben umudun olduğunu düşünüyorum ve karamsarlık yaymanın anlamı yok" dedi.

'CESUR OLUP SAHAYA İNMELİYİZ'

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın tam anlamıyla sahaya inmediğini savunan Ersöz, "Sanatçıların, siyasetçilerin, gazetecilerin, STK'ların cesur olup sahaya inmeleri gerekiyor. Hep beraber sahaya ineceğiz" diye konuştu.

'NEDEN HAYIR'

Ersöz, neden hayır dediğini ise şu sözlerle sıraladı, "Demokrasi için, insan hakları için, dini zorbalıkların önünde durmak için 'Hayır' diyorum. Çocuklarımızın geleceği için, hepimizin geleceği için 'Hayır' diyorum. Bunların ne yapacağı yaptıklarından belli onun için 'Hayır' diyorum."

SALTIK: TOPLUMUN HER KESİMİNE GİTMELİ

Demokratik Alevi Derneği (DAD) üyesi araştırmacı-yazar Turabi Saltık ise, bahsi geçen anayasanın tekçi bir anlayışla yapıldığını vurgulayarak, 1923 ve 1946 yıllarında tekçi bir anayasa ile ülkenin yönetildiğini, 1923 Anayasasının Türkiye’de Kürt halkının ve diğer azınlık halklarının kültürlerinin, dillerinin, inançlarının, etnik yapıları yok saydığını söyledi. “Vatandaş Türkçe konuş” kampanyaları ile tek dil, tek din ve tek millet anlayışı ile Türkiye halklarının yıllarca baskı altında tutulduğunu ifade eden Saltık, şimdi hazırlanan bu anayasasının 1923 anayasasından hiçbir farkının olmadığını belirtti.

‘BU ANAYASA SORUNLARI ÇÖZMEYECEKTİR’

Tekçi anayasa uygulamalarının 12 Eylül darbesi ile devam ettiğini anımsatan Saltık, referandumda anayasanın kabul edilmesi durumunda hükümetin meclise karşı artık sorumluluğunun kalmayacağını, demokrasinin ise Türkiye’de tekçi bir anlayışla ele alınacağını vurguladı.

‘TOPLUMUN HER KESİMİNE GİDİLMELİ’

Türkiye’de sosyalistlerin, demokratların, Alevilerin ve sosyal demokrat muhalefetin “Hayır” cephesini örerken HDP ile birlikte ortak hareket etmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Saltık, şöyle konuştu: “AKP’nin yanlışları ortadadır. Bu yanlışlar ciddi anlamda halka anlatıldığı durumunda, halk gönül rahatlığıyla ‘Hayır’ diyerek geçit vermeyecektir.” Kürtlerin referandumda anayasanın kaderini belirleyecek etken olduğunu dile getiren Saltık, şunları söyledi: “Anayasanın bu şekilde geçmesi demek Türkiye’de ezilenlerin kazandığı halkların yok edilmesi demektir. Bundan dolayı halklar ‘Hayır’ demelidirler. Başkanlık sistemi ve bu anayasa ‘Hayır’ duvarının altında kalacak ve ezilecektir.”

Erdoğan Alayumat / Sakıp Yaşar - dihaber
Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.