DSP Genel Başkanı: Kimin iktidar olacağına güç merkezi karar veriyor
Türkiye siyasi geçmişi ve barındırdığı dinamikler açısından fazlasıyla ilginç ve dikkat çekici bir ülke. Bir dönemin yasaklı siyasi anlayışları, iktidarı ele geçirip aynı yasakçı zihniyeti savunmaya çalışırken, bir dönem iktidar olan siyasi partilerin ise bir süre sonra esamesi dahi okunmuyor. Bu partilerin başında da darbe sonrasında Türkiye’yi neo-liberal politikalarla buluşturan Turgut Özal’ın Anavatan Partisi, Süleyman Demirel’in Doğru Yol Partisi, Necmettin Erbakan'ın mirasını devraldığını ileri süren Saadet Partisi ve soldan doğru Türkiye tarihinin önemli dönemeçlerinde yer almış Demokratik Sol Parti geliyor.

İKTİDAR PARTİSİNİN SESSİZLİĞİ

Şu sıralar varlıklarını sürdürme mücadelesi veren bu partilerin hiçbiri de muhtemelen iktidar oldukları dönemlerde bu günlerini hayal etmemişti. Acaba, bugünün iktidar partisi, bu partilerin durumlarına bakarak "gerekli sonuçları çıkarıyor mu" sorusunun peşinden, Bülent Ecevit’in miras bıraktığı Demokratik Sol Partisi'ne gittiğimizde, “Kendi haline terk edilmişliğin” görüntüsüyle karşılaşıyoruz. Bir dönem yetkili kurullarında yer almak için çekişmelerin, kavgaların yürütüldüğü bu parti şu sıralar, bir grup partili tarafından belki de “iman gücüyle” ayakta tutulmaya çalışılıyor.

Partinin genel başkanlığını daha önce Aydın Milletvekili Adayı olan ve kendisini “işkence görmüş solcu” olarak tanımlayan Önder Aksakal yapıyor. Her tarafında Ecevit’in fotoğraflarının asılı olduğu, telefon melodisi olarak halen Ecevit’in sesinin dinletildiği partide Genel Başkan Aksakal, gelen misafirlerini karşılıyor.

SİYASET TEK MERKEZDEN YÖNETİLİYOR

“Siz de bir dönem iktidardaydınız ve şimdi ışığı sönmüş bir parti konumundasınız, acaba iktidar partisi de sizin kaderinizi yaşar mı?” sorusunu yönelttiğimiz Aksakal, iktidar olma ve iktidarda kalma dinamiğinin farklı işlediğini savunarak, AK Parti’nin halen iktidarda olmasını şöyle değerlendirdi:

“Siyaseti kurgulayan ve yönlendiren argümanlar tek merkezden yönetildiği için halkın partilere, partilerin halka ulaşmasında çok önemli sonuçlar yaratabiliyorlar. Bu merkez dünya düzenini kurgulayan ve yöneten bir merkezdir. Bunun adı ABD, İsrail’dir demek yetersiz kalır ama dünyayı paranın gücü yönetiyor. Kimin iktidara geleceğine ya da düşeceğine onlar karar veriyor. ABD’de bile kimlerin yönetime geleceğine bu sistem karar verir. Bunun sonuçlarını Türk milleti olarak yaşadık. Türkiye’de de çoğunluklu olarak aynı egemen güçler siyaseti yönlendirdiler. Buna derin devlet demek çok doğru değildir. Derin devlet devletin kendi içindeki yapılanmadır. Ama uluslararası güçler bu derin yapılarla amaçlarını hayata geçirmiş olabilirler.”

DSP’Yİ KİM İKTİDAR YAPTI?

“Peki o halde vakti zamanında DSP’yi bu güçler mi iktidara getirdi?” sorusuna ise Aksakal, “DSP hiçbir zaman bahsettiğiniz türden bir parti olmadı” sözleriyle itiraz ederek, dikkat çekici şu sözleri sarf etti:

“O zaman DSP’yi bu yapılar iktidara getirmedi ama uzun süre iktidarda kalmasını engelledi. DSP’yi bu yapılar iktidardan düşürdü. 3.5 yıllık bir iktidar döneminde Türkiye’yi çamurdan çıkarmış bir iktidar ve koalisyon hükümeti vardı. Türkiye’de ne zaman ülke bir batağa sürüklendiyse o bataktan sol iktidarlar ülkeyi çıkarmıştır. O yüzden sol iktidarların adı kuyruk yaratan, kıtlık yaratan iktidarlar olarak lanse edilmiştir. Neden çünkü kemer sıkması gerekmiştir. Türkiye sağ iktidarlar döneminde krizlere girmiştir, hep sol iktidarlar döneminde krizden çıkarılmıştır. Ecevit tıkanmış olan sistemi açmak için iktidara gelmiştir. Bu açıdan iktidara gelişi ilk başlarda engellenmemiştir ama daha sonra iktidardan düşürülmüştür.”

'ECEVİT’İN ÖLDÜRÜLDÜĞÜNE İNANIYORUM'

Aksakal, Turgut Özal gibi Ecevit’in de doğal yollarda hayatını kaybetmediği iddialarını yalanlamadı ve aksine şu sözlerle şüpheyi derinleştirdi: “Elimizde resmi belgeler olmamasına rağmen böyle bir şey yaşanmış olduğuna (Ecevit’in öldürülmüş olabildiğine) ben inanıyorum. Çünkü Ecevit gayet güzel giden iktidarı döneminde, ABD’nin Irak’ı işgale yönelik Türkiye topraklarını kullanılmasına izin vermediği için hükümetin yıpratılması süreci başladı. Bir sabah koalisyon ortağı olan Sayın Bahçeli, '3 Kasım’da seçime gidelim' dedi. Nasıl geçtiğimiz günlerde 'Getirin şu Anayasaya bakalım' dediyse o günlerde de parlamentonun dağılmasını ve yeni bir seçim sürecine girmesini sağlamıştı. Bu tip olaylar döneminde bahsettiğiniz hadiseler yaşandı, Ecevit de nasibini aldı.”

BAHÇELİ’NİN YAPTIKLARI ÜLKEYE HİZMET ETMİYOR

Aksakal, suçladığı Bahçeli’nin daha sonra yaptıkları da hatırlatılarak, "Nasıl bir misyonla hareket ettiği" sorusunu da, “Bunu anlamlandırmakla memur değiliz. Yapılan hadiselerin nereye hizmet ettiğine bakmak lazım. Gerek 2002’de parlamentonun dağıtılması, gerek şimdi Anayasa konusunda takındığı tavır Türkiye’ye hizmet etmediği ortadadır” sözleriyle yanıtladı.

SİYASETİ DİZAYN EDEN GÜÇLER MECBUR KALDI

Aksakal, iktidar ve siyaset konusunda farklı değerlendirmelerde bulunmasına rağmen PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat’ta Türkiye’ye teslim edilmesine ilişkin dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in, “ABD’nin Öcalan’ı neden bize verdiğini anlamadım” sözlerine farklı yaklaştı. Ona göre, Öcalan’ın Suriye’den çıkarılması “Türkiye’nin baskısına dayanamayan uluslararası güçlerin mecbur kalmasıyla” sağlanmış ve siyaseti dizayn ettiğini söylediği bu güçler “Öcalan’ı Türkiye’ye vermek zorunda” kalmıştı.

Aksakal, Ecevit’in bu açıklamasını ise, “Durumu kullanmama isteğine ve mütevaziliğine” bağladı.

DEĞİŞİKLİĞE İHTİYAÇ YOK

Güncel olarak da Aksakal, referandum sürecinde “yapılan değişikliğe” ihtiyaç olmadığını belirterek, “Bunu topluma anlatacaklarını” ifade etti. “Bu bir kamplaşma meselesi olmamalı” diyen Aksakal, bu yüzden de kendilerini “Hayır cephesi” içinde görmediklerini söyledi.

Aksakal, seçimin adil ve eşit koşullarda yapılacağı konusunda kaygıları olduğunu ancak devletin bu kaygıları ortadan kaldırmasını talep etti.

ESKİ BAKAN TÜRKER’İN ÖCALAN AÇIKLAMASI

Oysa Aksakal’ın “Uluslararası güçler Türkiye’nin baskısına dayanamayarak Öcalan’ı bize verdi” iddiasına DSP’de 1999 seçimlerinden sonra bakanlık yaparak Ecevit hükümetinde kabinede yer alan ve Ecevit’in hayatını kaybetmesinden sonra da uzun süre DSP Genel Başkanlık koltuğunda oturan Masum Türker, başka bir açıdan yaklaştı. Türker’e göre, Ecevit’in “Öcalan’ı bize niye verdiler anlamadım” sözleri, DSP’nin tüzüğündeki “idam karşıtlığına” dayanıyor. Türker’in konu hakkındaki değerlendirmesi ise şöyle:

“O dönem bizim tüzüğümüzde hiç kimsenin idam edilemeyeceği yönünde açık insan haklarına dayalı beyanlar vardı. Sayın Ecevit’in bunu kast ederek o açıklamayı yaptı. Hatta ben merak ederek kendisine bu açıklamayı sordum. O da 'Bizim tüzüğümüze bak' dedi. Tüzüğe baktığımda o maddeyi fark ettim. Ecevit, uluslararası güçlerin tüzüğümüzdeki bu maddeyi esas alarak bizi sorumluluk aldığına işaret etmek istemişti o açıklamayla.”

Kenan Kırkaya - dihaber
Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.