Erdoğan: Ne yaparsanız yapın milletin önüne gidecek

"Herkes haddini ve yerini bilecek" diyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Meclis'te görüşmeleri devam eden anayasa değişiklik teklifine ilişkin "Ne yaparsanız yapın ne ederseniz edin. 15 gün değil de bir ay ama parlamentodan bu çıkıp milletin önüne gidecektir" dedi.

Erdoğan: Ne yaparsanız yapın milletin önüne gidecek

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sarayı'nda 34. Muhtarlar Toplantısı'nda konuştu. Konuşmasında Anayasa değişikliği teklifi görüşmelerine ağırlık veren Erdoğan, "Parlamentoda çalışmaları engellemek yada uzatmak hiçbir işe yaramayacaktır. Ne yaparsanız yapın ne ederseniz edin, 15 gün değil de bir ay ama parlamentodan bu çıkıp milletin önüne gidecektir" dedi. 

Erdoğan'ın konuşmasından satır başları şöyle:

"İlk muhtarlar toplantımızı 27 Ocak 2015 tarihinde yapmıştık aradan geçen 2 yılda 400'er kişilik gruplar halinde 33 ayrı toplantı gerçekleştirdik. Bugün 34'üncüsünü yapıyoruz. Esasen ben bu buluşmaları daha sık yapma arzusundayım ancak içeride ve dışarıda yaşadığımız olağanüstü meseleler arayı biraz açtı. Muhtarlarımızla olan istişarelerimiz, ülkemizin ve bölgemizin tüm önemli meselelerini kapsayan bir hasbıhal olarak geçiyor. Muhtarlarımızın gerek bu salonda, gerek yemek sırasında ifade ettikleri hususlar şahsım için yol gösterici oluyor. Bizim için tek ölü halkın ve hakkın seçtiği sınırlardır. Biz, öyle çevremizde ve dünyada pek çok örnekleri olduğu gibi nevzuhur bir millet değiliz, tam tersine köklü bir devlet geleneğine, geniş ve güçlü bir kültür altyapısına sahip bir milletiz. Milletimizin tercihleri bu bakımdan rastgele değildir. Arkasında böyle büyük bir bilgi birikimi, büyük bir feraset vardır. 40 yıllık siyaset hayatımda sözüm hep milletimde oldu. Demokrasi sözü, hak ve özgürlükler meselesi birileri için laftan ibaret olabilir, biz tüm hayatımızı bu kavramların hayata geçirilmesi için adadık. Hiçbir haksızlığa boyun eğmeden, istiklal ve istikbal aşkıyla bugünlere geldik, ömrümüzün sonuna kadar bu şekilde bu şekilde yola devam edeceğiz .

KARTLARIN AÇIK OYNANMASINI UMUYORUZ

Birinci dünya savaşı sonrası bize biçilmeye çalışılan kefeni önce Çanakkale sonra İstiklal Harbimizle parçalayıp atmıştık. Tercihimizi daha sonra batıdan yana kullanarak kendimize yeni yol açma gayretinde olduk. Bugün görüyoruz ki ülkemiz ve milletimizle ilgili kötü niyetler sürüyor. Her fırsatta önümüze eski hesaplar konmaya çalışılıyor. Kimi zaman kardeş kavgası, kimi zaman terör, kimi zaman ekonomik dalgalanma, kimi zaman darbe girişimleriyle. Bu hesaplaşma bugün de sürüyor. Özellikle son 3 yıldır yaşadığımız hadiseler bu hesaplaşmanın birer tezahüründen başka bir şey değildir. Allah'ın izniyle terör örgütleri üzerinden ülkemize yöneltilen saldırıları boşa çıkardık, çıkarıyoruz. Terör örgütlerinin birer maşa olduğunu, mücadeleyi arkasındaki güçlerle yürütmemiz gerektiğini biliyoruz. Maşaları kırmazsak arkadaki güç mücadelesini kazanamayız. Bunun için bölücü örgütünü bitirmek için gereken tüm önlemleri aldık. 15 Temmuz ihanetinin müsebbibi olan FETÖ ile mücadelemizi bürokrasiden iş dünyasına, dış dünyasına kadar her alanda sürdürüyoruz. Hem bölgede hem kendi topraklarımızda bunlarla mücadele etmeye aht ettik. 

Yıllardır bu terör örgütlerini meşru yapılar olarak göstermeye çalışanların bile ortaya dökülen hakikatler karşısında söyleyecekleri sözleri kalmadı. Artık hiç değilse kartların açık oynanmasını umuyoruz. Kimsenin PYD için bunların PKK ile ilgisi yok diyecek hali kalmadı. NATO destekli yayınlarda bu ilişki tüm çıplaklığıyla ortaya çıktı. Artık kimsenin FETÖ'yü savunacak imkanı da kalmadı. Bu örgütün Türkiye'de yaşanan darbe girişimindeki rolüne tereddütle yaklaşanlar, Karlov'a yapılan suikastın ardından ikna olmuşlardır diye düşünüyorum.

NE YAPARSANIZ YAPIN MİLLETİN ÖNÜNE GEÇECEK

Gabar'da, Tendürek'te aklınıza neresi gelirse her yerde yaz kış demeden mücadele edecektir. Bu ülkede bu ülkeye ihanetlerin yeri yoktur, bu böyle bilinsin. Bu ülkenin evladıysan, vatandaşlık görevinin, vatandaşlık bilinci içerisinde huzurumuzu bozmadan yersin, içersin, yatarsın. Her hakkın var ya illa terörist olmak gerekmiyor ki. Kürt olup da cumhurbaşkanı olan büyüklerimiz oldu bu ülkede, değişik etnik unsurlardan vatandaşlarım var benim. TSK'nin içinde en üst makamlarda olanları gördük, bildik, yaşadık. Kimseye bu yollar kapalı değil ama bakıyorsunuz Meclis'te bir anayasa değişikliği çalışması olacak. Yaşanan tabloyu görüyorsunuz değil mi? Egemenlik şartı kayıtsız şartsız milletinse çalışma şartları bellidir. Gelirsin kürsüye söyleyecek sözün varsa konuşursun.

O kürsü yıkmak için oraya konmadı. O kürsü sadece söyleyecek sözü olanlar için kondu. Terör örgütleri ile parlamentonun önüne gelip bir siyasi partinin mensuplarıyla eylem yapmaları iyi niyet göstergesi değildir. Ne yapacağımızı göreceksiniz demek suretiyle demokrasi mücadelesi verenlere engel olmak bu anlayışın tezahürüdür. Parlamentoda çalışmaları engellemek, çalışmaları uzatmak hiçbir işe yaramayacaktır. Ne yaparsanız yapın ne ederseniz edin, 15 gün değil de bir ay ama parlamentodan bu çıkıp milletin önüne gidecektir. Millete saygınız varsa, milletin iradesine inanıyorsunuz.

HERKES YERİNİ BİLECEK, HADDİNİ BİLECEK

Bunlar milletten rahatsız ne tek adamcılığı ya, eğer oraya buraya götürmek istiyorsanız kendi geçmişinize bakın. Bu ülkede CHP İl Başkanlarının valilik yaptığı, belediye bakanlığı dönemleri biliriz. Eğer tek adamcılıksa bu. Daha da gerilere giderseniz asıl tek adamcılığı orada görürsünüz. Ben bu defterleri açmak istemiyorum ama zamanı gelince gerekirse açarız. Bunlar tereciye tere satmaya çalışıyorlar. Bu ülkede artık bu tür aldatmacaları yutacak millet yok. Herkes yerini bilecek, haddini bilecek. Millet ne derse o olacak. Şimdi söyledim, tek millet, tek bayrak, tek devlet dedim bu sütunlar çökerse dengemizi koruyamayız. Sürekli saldırı altındayız, bu ayakları güçlü tutarsak ayakta kalmayı başarırız.

TÜRKİYE’DE REJİM MESELESİ YOK

Bunlar Gezi olaylarında, darbe girişiminde yanımızda olmadılar, aleyhimizde yazdılar. Bakın Sayın Trump'ın basın toplantısında yanlışlık yapıldı ve Trump da o grubun muhabiri veya köşe yazarını benzetti. Demek ki böyle değil. Kusura bakmasınlar. Bölücü terör örgütü milli birliğimizle birlikte devletimizi de hedef aldılar. 

DEAŞ bize İslam anlatmasın, bu millet İslamla yoğrularak ayağa kalkmıştır. DEAŞ'tan İslam'ı öğrenmek gibi bir derdimiz yok bizim. Dinimizde DEAŞ gibi bir örgüt yoktur. Bu örgütü projelendirenler Irak ve Suriye'deki etnik ve kültürel fay hatlarından yararlanarak, yaşanan kırılmaları değerlendirerek bölgeyi ateşe vermeyi başardılar.

İstanbul'da, Ankara'da, Kayseri'de, Ortaköy'de yılbaşı gecesi yapılan o cani eylemin ardından, terör örgütünün destekçisi olan o kıstaslar hayat tarzı, meşrep gibi tartışmaları topluma enjekte ederek hassasiyet noktalarımıza hücum ettiler. Maalesef devletin yanında saf tutması gereken siyasiler de bilerek veya bilmeyerek terör örgütlerinin değirmenine su taşıyorlar. Bu ülkede kim rejim tartışması açıyorsa biliniz ki dertleri rejim değildir. Böyle bir mesele olmadığını herkes gibi onlar da gayet biliyorlar. Sadece toplumun bir kesiminde olan bu hassasiyeti istismar ederek muhalefet eksikliklerinin üstünü örtmeye çalışıyorlar. Dünya değişirken her şey olduğu gibi kalsın demek bağnazlığın dik alasıdır.

TÜRKİYE’DE HER TÜRLÜ ÖZGÜRLÜK VAR

Bunlara avara kasnak gibi dönüp durdular. Esasen normal şartlarda iktidarı elinde bulunduranlar mevcudu muhafaza etmeye, muhalefet de değiştirmeye çalışırlar. Biz de tam tersi olur. İktidar reform için uğraşırken muhalefetin bir kısmı statükoyu savunuyorlar. Hadi buna tembellik diyelim ama Türkiye demokrasiyle yönetildiğinden bu tartışmanın yeri sandıktır. Ayrıştırma çabalarına destek vermek de ne demektir? Bu ülkede yaşayan, gözlerini gerçeklere kapatmayan, insaf ve vicdan sahibi herkes kimsenin hayat tarzıyla ilgili bir sorun olmadığını çok iyi biliyor. Bu konuda ileri gidecek olursanız bundan en çok rahatsız olan biziz. Benim yavrularım bu ülkede başları örtülü olduğu için okuyamadılar. Ben kızlarımı yurt dışına göndermek zorunda kaldım. Bana o zaman devlet başkanları 'Sizin ülke halkı Müslüman olan bir ülke değil mi? Niye orada okumuyorlar?' dediler. 'Benim ülkemde inancına göre okuma özgürlüğü olmadığı için gönderdim' dedim. Şimdi hamd olsun kızlarımız özgürce, istedikleri şekilde gidebilir hale geldiler. Artık devlet dairelerinde özgürce, inandığı gibi çalışabilir hale geldi. Peki ne oldu? Başı açık, başı kapalı okula gidince ne oldu? Ne kaybettik ya. Devletin dairelerinde başı açık olana özgürlük hakkı vereceksin, başı kapalı olmayana vermeyeceksin. Niye kapıları açmadınız? Bunun sorumlularının kim olduğunu bilmiyor mu bu millet. Bildikleri için onlara bu ülkede iktidar yolunu açmıyor. Kim layıksa ona veririm diyor, ona veriyor. Nereye bir yasak getirdik söyler misiniz? 2.5 yıldır Cumhurbaşkanıyım, ondan önce Başbakandım. Biz kime yasak getirdik, gelsin söylesin. Bu ülkede herkes istediği gibi dolaşmış, istediği gibi giyinmiş, düşündüğünü düşündüğü gibi yazmıştır, çizmiştir, konuşmuştur. Her türlü özgürlük batıda olmadığı kadar vardır.

Ülkemizde son dönemde anayasa değişikliğiyle ilgili çalışmalar yapılmıştır. Hiçbirinde sosyal, laiklik ve demokratik olduğu vurgusu kaldırılmamıştır. Ya çıkıyorsun kürsüde konuşma yapıyorsun bir dersine çalış ya. İster istemez tabii ki iktidar da böyle bir şey yok ki, nereden çıkıyor diyor. Tartışmalar hep bu kardeşinizin üzerinden götürülüyor. Benim şahsımla ilgisi yok ki bunun ya, bir anayasa değişikliği yapılıyor sadece olay bu. Yapılacak ilerideki cumhurbaşkanlığı seçiminde kim gelir, kim kazanır, kim öle kim kala."

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.