Her gün bizde ölüyoruz!

Geçtiğimiz yıl 100’den fazla gazeteci görevi başında yaşamını katledildi, dünya çapında 348 gazeteci cezaevinde, Avrupa dışındaki ülkelerde basın özgürlüğünden bahsetmek neredeyse mümkün değilken, binlerce gazeteci işsiz, kurumları faşist yönetimlerce kapatılmış veya kıt kanaat geçimini sağlamaya çalışıyor.

Her gün bizde ölüyoruz!

EREM KANSOY  / LONDRA

Geçtiğimiz yıl 100’den fazla gazeteci görevi başında yaşamını katledildi, dünya çapında 348 gazeteci cezaevinde, Avrupa dışındaki ülkelerde basın özgürlüğünden bahsetmek neredeyse mümkün değilken, binlerce gazeteci işsiz, kurumları faşist yönetimlerce kapatılmış veya kıt kanaat geçimini sağlamaya çalışıyor. 

Darp girişimleri, sosyal medyada küfür ve hakaretler de ne kadar normal karşılansa da, Hayır! Normal değil ve aksine üzerine gidip ses çıkartılmalı. Mesleğine aşık gazeteciler bugün olduğu gibi faydalanılıp bir kenara atılmamalı.

Her gün okuyucular kendilerine yakın gördükleri haber kaynaklarından çok hızlı şekilde habere erişmeye devam ederken, biz habercilerin yaşantısı ve ölüm ile yüzleşmesini kaçımız sorguluyoruz? 

Evet, gazetecilik yorucu bir meslek, işe başlama saatiniz vardır ama çıkış saatiniz belli değildir. Salonların yerine, sokakları tercih edersiniz çoğu zaman… Yeri gelir bir feryadın, yeri gelir bir acının içinde bulursunuz kendinizi… Bazen de içiniz kan ağlarken, cebinizde beş kuruş yokken; şen kahkahaların atıldığı bir zevk masasının halini ölümsüzleştirirsiniz objektifinizde. Annenizi, babanızı, eşinizi hatta çocuğunuzu saatlerce bekletirsiniz ama habere yetişmek veya haberi yetiştirmek için yeri gelir tüm zaman limitlerini zorlarsınız. Aşkla koşmazsanız haberin peşinden çabuk yorulursunuz. İçinizde aşk yoksa yapamazsınız bu işi… Öyle ki tüm bunların karşılığı ölüm, baskı, tehdit ve geçim mücadelesi olmamalıydı gazetecilerin.

2016’da her 4 günde 1 gazeteci öldü!

Birleşmiş Milletler’in dünyadaki basın özgürlüğü ile ilgili araştırmaları da bünyesinde yürüten UNESCO, geçtiğimiz günlerde kendi haber sitelerinde yayınladığı bir makaleye göre, geçtiğimiz yıl içerisinde ortalama 4 günde 1 gazeteci görevi başında yaşamını yitirdi. 2016’da UNESCO’ya göre görevi başında ölen gazeteci sayısı 101 fakat bunlar sadece bilinenler. 

Yayınlanan verilere göre ölen gazeteciler, Ortadoğu’da Arap Emirlikleri, Suriye, Irak, ve Yemen ayrıca Latin Amerika ve Karibeanlar’da çoğunlukta yaşamını yitirdi. Makalede yer alan bir diğer bilgi ise her ölümün ardından UNESCO Direktörü Irına Bokova olayının yaşandığı yerlerdeki otoriteleri özellikle arayıp ölümlerin aydınlatılmasını istemiş. Makalede ayrıca hem sorunlu hemde sorunlu olmayan bölgelerde çalışma yürüten gazetecilerin sağlık ve güvenliği ile alakalı bir de protokol oluşturulacağı bilgisi yer aldı. Uluslararası Haber Güvenliği Enstitüsü’ne göre ise 2015 yılında 115 gazeteci katledilirken, 2016 yılında ise Kolombiya, Meksika, Afganistan, Irak ve Rusya bölgelerinde en çok gazeteci ölümünün yaşandığı belirtiliyor. 

Öldürülen yerel gazetecilerin sayısı net olarak belirlenemezken, birçok gazetecinin öldürülmeden önce hem kendisinin hem de ailesinin tehdit aldığı ve saldırılara uğradığı da biliniyor.

Gazeteciler için; Türkiye eşittir hapishane!

Türkiye’de içi boş bir takım siyasetçiler halen rahatça ‘basınımız özgür'diye yalanlar söylemeyi becerebiliyor. Hem Türkiye hem de Avrupa’da onlarca gazeteciyi hapse atan, katleden, işsiz bırakan, darp eden Türki zihniyetten aksini söylemesi beklenemezdi zaten. Öte yandan uluslararası basın örgütleri ve kurumlar ise Türkiyede gazetecilere yönelik barbar tutum karşısında şok içerisindeler. 

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW), Sınır Tanımayan Gazeteciler (RWB) ve Gazetecileri Koruma Komitesi'ne göre dünyada en çok gazetecinin hapiste olduğu ülke 2 yıl sonraki araştırmalar neticesinde yine Türkiye. Dünya Basın Özgürlüğü raporunda iki sıra daha gerileyen Türkiye, 180 ülke arasında 151’inci sırada. Önünde Tacikistan, arkasında Demokratik Kongo Cumhuriyeti var. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) raporları ile rakamsal olarak örtüşen uluslararası kurumların raporlarında da belirtildiği üzere, Türkiye’de 148 gazeteci cezaevinde, 170’e yakın medya organı kapatıldı. Yaklaşık 2 bin 500 medya çalışanı ve rakam net olmamasıyla beraber 10 bine yakın tahmin edilen gazeteci ise işsiz. Yargı önündeki, darp edilen, ekstra işlerde çalışıp geçimini sağlamaya çalışan, tehdit ve baskı altındaki gazeteci sayısını kestirmek ise neredeyse imkansız.

İngiltere ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden Türkiye’ye hassasiyet 

Özellikle Türkiye’deki gazeteci meslektaşları ve dava arkadaşlarını yalnız bırakmayarak yurt dışında yürüttükleri bilgilendirme toplantıları ve çalışmalar ile yabancı gazetecilerin Türkiye’yi de değerlendirmeleri sağlandı. 

İngiltere üzerinden, Uluslararası Yazarlar Birliği (PEN International), Avrupa Yazarlar Birliği (European PEN), Uluslararası Gazeteciler Birliği (IFJ), İngiltere Ulusal Gazeteciler Birliği (NUJ) geçtiğimiz yıldan bu yana Türkiye’deki gazeteciler ve yüzleştikleri katliamlar, tutuklamalar ile alakalı sayısız açıklamalar yapmıştı. Yine İngiltere’de oluşurulan yabancı gazeteci heyetleri de hem Kürdistan hem de Türkiye’ye gönderilmiş ve gazetecilerin yaşadığı zulüm yerinde incelenmişti. 

Alman Gazeteciler Birliği BM’ye kadar gitti

Alman Gazeteciler Birliği (DJV) ise, BM yeni genel sekreteri Antonia Guterres’ten, savaş ve kriz bölgelerinde bulunan gazetecilerin daha etkili bir şekilde korunmasını talep etti.

Yeni Özgür Politika

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.