Yandaşlar ve yanaşmaların ‘evet-hayır’ kavgası

Referandum tarihi yaklaştıkça bir zamanlar aynı mahallede oturan yandaşlar ve yanaşmaların atışmaları da hız kazandı.Yandaşlar duruşlarından ödün vermezken yanaşmaların ‘hayır’ tarafına geçişi mahalle halkını ikiye böldü. Hatta artık mahalle kırmızı çizgilerle ‘evet’ci ve ‘hayır’cı taraf olmak üzere bölünmüş durumda.

Yandaşlar ve yanaşmaların ‘evet-hayır’ kavgası
 

Oysa bir zamanlar alınan tüm kararlara hep bir ağızdan ‘evet’in binbir türlü versiyonuyla koro halinde cevap veriyorlardı. 2010’da yapılan referandumda ‘evet’, ‘yetmez ama evet’ diyerek medyada boy gösterenler şimdi eski günlerin anılarıyla birbirlerini vuruyor.

‘REFERANDUM YAPILMAZSA OLMAZ MI?’

Tartışmanın fitilini bu kez Fehmi Koru ateşledi. Koru’nun, 7 Şubat’ta yazdığı “Her geçen gün azalacağına tereddütler artıyor… Referandum yapılmasa olmaz mı?” başlıklı yazısı yandaşları çileden çıkarttı. Abdullah Gül’e yakınlığı ile bilinen Koru, bir zamanlar uzun uzun seslendiği AKP seçmeninin içinin hiç rahat olmadığını söyledi:

“Şimdi de pek çok kişi ‘Cumhurbaşkanı keşke süreci durdursa’ diyor. Kulaklarımla işittim, böyle deniyor…

Ak Parti’ye oy vermeye alışmış insanların bile tereddütlerini belli ettikleri bir ortamda referanduma gidilecek… Benim temasta bulunduğum insanlardan bir bölümü bu paketin gerekliliği konusunda ikna olmuş görünmüyorlar. Önümüzdeki zaman dilimi, ne yapılırsa yapılsın, onları ikna etmeye yetmeyebilir.”

Bu yüzden de referandum sürecinin bitirilmesinin en doğru seçenek olacağını tarihten de verdiği örneklerle tavsiye etti:

“Turgut Özal’ın düşüşe geçmesi 1987 siyasi haklar referandumu yüzündendi. Gelin dört başı sıfırdan bir anayasa için kolları sıvayalım. Vazgeçmek için iyi bir gerekçe olmaz mı ‘sıfırdan anayasa’ yapma vaadi?”

‘KOŞUN MUHAFIZLAR FEHMİ ABİ KAÇIYOR’

Yandaşlığından hiç ödün vermeyen eski başbakan danışmanı Akif Beki, Koru’nun bu yazısını okur okumaz bilgisayarının başına oturdu. Ve “Koşun muhafızlar Fehmi Abi kaçıyor” (9 Şubat Hürriyet Gazetesi) diye Koru’yu hedef tahtasına koydu:

“Değil mi ki tereddüt belirtmiş, endişe göstermiş; bittabii sinsi ve hain ‘Evet’çi olacak Fehmi Koru. Artık sandıkta ‘Evet’ dese bile çok geç, oyu kendine mal edilmeyip kolpacıların hanesine yazılacak, nimetinden ‘Evet’çi görünüp hayır veren dümenciler faydalanacak.

Referandumun askıya alınmasını içinden geçtiği gibi teklif etmiş, ne sinsi ne aldatıcı bir cüret… Hür fikrin fedaisi düşünce muhafızı komutanları durur mu!
‘Tutun’ diye bağıracaklar tabii, ‘Kaçıyor kaçıyor, yakalayın muhafızlar…’

Cezası, milli iradeden derhal kovulmak. Tövbe ve temyiz yolu kapalı olacak, dünyasını kararttığı gibi ahiretini de yakmış sayacaklar.”

‘SİZLER NEDEN BURADA DEĞİLSİNİZ’

Beki’nin kaçmakla suçladığı Koru da eski dostların düşman olduğunu görmekten oldukça üzüldü. Ama durduğu noktadan da geri adım atmadan “Kaçmıyorum, üstelik meydan okuyorum: Sizler neden artık yanımda değilsiniz?” (10 Şubat fehmikoru.com ) diye Beki’ye yanıt verdi:

“Ben kaçmıyorum, hatta yerimden milim kıpırdamıyorum, ancak birlikte yola çıktığımız kişilerin savrulmalarını izlemek de ızdırap verici. Aynı gazetelerde, TV kanallarında çalıştığımız, ortak değerleri paylaştığımız –ya da benim paylaştığımızı sandığım– kişilerin…”

Eskiden tv’den tv’ye koşan köşe köşe gazetelerde yer bulan Koru, artık sesini sadece kendi internet sitesinden duyuruyor. Oradan da kendisinin aksine hala iktidara yakın medya mecralarında yer bulan Beki’ye imalı bir soru soruyor:

“Görüyorsunuz, kaçmaya hiç niyetim yok. 10. köyümdeyim ve artık burası (fehmikoru.com) benim kendi köyüm. Ben de, etrafıma bakıp, Henry David Thoreau gibi, ‘sizler neden burada değilsiniz’ diye soruyorum.”

ESKİ DEFTERLER ORTALIĞI KARIŞTIRDI

Bir diğer ‘evet-hayır’ kavgası ise Ertuğrul Özkök ve Ahmet Kekeç arasında yaşandı. Yandaş medya içinde yer alan Star Gazetesi’ndeki köşesinde Kekeç, 20 sene öncesine gitti ve Hürriyet yazarı Ertuğrul Özkök’le ilgili bir yazısını buldu. “Özkök, başbakanlık sisteminin en cengaver savunucusu çıktı!” (30 Ocak, Star) başlığıyla eski defterleri açtı.

Bunun üzerine Özkök ve Kekeç köşelerinden defalarca atışarak polemiğin ve kavganın tansiyonunu arttırdı. Kekeç, “Ben varım… Asıl sen var mısın?”(3 Şubat, Star) yazısında Özkök’e, ‘kaçtın ve kurtuldun’ diyordu:

“Hazır söz Ertuğrul Özkök’ten açılmışken, bir şeyler olmak isteyen (ne olmaya çalıştığını hâlâ anlayabilmiş değilim) ama galiba olamayan arkadaşın karın ağrısının nedenini soralım: Senin derdin ne birader? Bir yerlere tabi olman ve kabul görmen için, ille de geride bıraktıklarınla ‘nefret ilişkisi’ kurman mı gerekiyor? Kaçmaya çabaladığın ‘dünya’da seni rahatsız eden şey nedir? Bir şeyi (bir dünyayı) geride bırakmış olmak, gerekli tatmini sağlamıyor mu? İşte kaçtın ve kurtuldun… ‘Kaçtım ve kurtuldum çok şükür’ demek yetmiyor mu?”

Satırlarında ayrılık sahnesi yaşatan Kekeç artık ‘ayrı dünyaların’ yazarlarıyız diyordu. Herkes yazılarını toplayıp yoluna baksın derken eski günlerin ortaklıklarını da hatırlatmadan geçemiyordu.

Özkök de sitemlere cevap verdiği köşesinden (11 Şubat ‘Cumhurbaşkanı bir ters köşe yapmaz mı’, Hürriyet) Koru- Beki tartışmasına da dokunarak oyunun ‘hayır’ olacağını açıkladı:

AHMET KEKEÇ KARDEŞİM İŞTE REFERANDUM OYUM

” Evet… demiştim.1987 yılındaki ‘Siyasi hakların iadesi’ referandumunda, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Alpaslan Türkeş, Deniz Baykal gibi siyasetçilerin 12 Eylül’de getirilen siyasi yasaklarının kaldırılması oylanmıştı.

Özal ‘Yasaklar devam etsin’ anlamına gelen ‘Hayır’ oyunu savunuyordu.

Bense yasakların kaldırılmasına ‘Evet’ demiştim.

O referandumda siyasi haklarını elde eden insanlar arasından, 1 cumhurbaşkanı, 2 başbakan, bir başbakan yardımcısı çıkmıştı…

Hayatım boyunca rahmetli Özal’la ters düştüğüm üç-beş konudan en önemlisi buydu… Fehmi Koru haklı… Özal’ın gerileme dönemi o referandumla başlamıştı.”

artıgerçek

Yükleniyor...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.