Öne Çıkanlar KOBANÊ SINCAR Rakka IA Pesmerge

Bu haber kez okundu.

Êzîdîler ciddi tehdit altında

AKP hükümeti 74’üncü fermandan kurtularak Amed’deki Fidanlık Kampı’na yerleştirilen Êzîdîleri, açık cezaevi olan Midyat ile DAİŞ’lilerin Êzîdî kadınları pazarlamak için bürolar kurduğu Antep’teki AFAD kamplarına gitmeye zorluyor. 

Şengal Katliamı sonrası Kuzey Kürdistan’e gelen 33 bin Êzîdî Batman, Siirt, Amed, Urfa, Midyat ve Nusaybin gibi yerlere yerleşti. Amed’deki Fidanlık Kampı’na ilk etapta 7 bin Êzîdî geldi. Şengal merkezin özgürleştirilmesinden sonra büyük çoğunluğu geri döndü, bir kısmı Avrupa’ya göç etti, bir kısmı Zaxo ve Duhok’a geçti. En son Fidanlık Kampı’nda bin 29 kişi kalmıştı. Yaklaşık iki buçuk yıldır DBP’li belediyelerin desteğiyle yaralarını sarmaya çalışan Êzîdîler, AKP hükümetinin Şengal’e yönelik siyasetinin bir parçası olarak yeniden hedef haline getirildi. Yenişehir ilçesindeki Fidanlık Kampı’nda bulunan Êzîdilerin güvenlikten yoksun Midyat ve Antep’teki AFAD kamplarına yerleştirilmeye zorlanıyor. Kamptaki Êzîdîlerin yaklaşı 300’ü Midyat’taki AFAD kampına götürüldü. Kalanlar ise Cuma’ya kadar kampı boşaltmaya zorlanıyor. 

HDP Amed Milletvekili Feleknas Uca, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.

  

Amed’de Yenişehir Belediyesi’ne bağlık Fidanlık Kampı’ndaki Êzîdîler iradeleri dışında kampı terk etmeye zorlanıyorlar. Kamptaki son durum nedir? Neden kamptan çıkartılıyorlar?

Şimdiye kadar (önceki gün itibarıyla) 300’e yakın kişiyi Amed’deki Fidanlık Kampı’ndan çıkarılıp Midyat’taki AFAD Kampı’na götürülmüşler. Aldığımız bilgilere göre, kalanlar için de en geç Cuma gününe zaman verilmiş, herkesin çıkmasını istiyorlar. Hatta kamp sakinlerini ‘Bir an önce burayı terk edin. Eğer çıkmazsanız size su, elektrik ve yiyecek yok’ diyerek, tehdit etmişler. Kamptaki son durum budur. 

Bu insanları buradan çıkarıp kontrol edecekleri yerlere, Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) kamplarına götürmek istiyorlar. 

Kamptan çıkarılanların götürülmek istendiği Midyat ve Antep’teki AFAD kamplarındaki koşullar nasıl? Êzîdîler neden oraya gitmek istemiyor? 

Êzîdîlerin de bulunduğu Midyat’taki AFAD kampı açık cezaevi gibi zaten. Şöyle ki etrafı tellerle örtülmüş, ne kimse içeri girebiliyor ne de çıkabiliyor. Defalarca kampı ziyaret etmek için başvuruda bulunduk ancak izin verilmedi ve oraya girişimiz engellendi. Benzer şekilde önergeler verdik ancak sorduğumuz sorulara cevap alamadık. Kampa dair aldığımız bilgiler kampın durumunun çok kötü olduğu yönünde. 

Êzîdîlerin kaldığı bir diğer kamp AFAD’a bağlı Nusaybin kampıydı. Geçen sene sokağa çıkma yasakları sürecinde Êzîdîler daha kamptayken kampa özel harekât polisleri yerleşmeye başladı. Bu dönem Êzîdîler büyük bir korku yaşadılar. Bu konuya dair de bakanlığa önerge vermiştik. Konu kamuoyuna yansıdıktan sonra buradaki Êzîdîleri Midyat kampına sevk etmek zorunda kaldılar. 

Diğer taraftan bilindiği gibi Antep’te yer alan AFAD’a bağlı Nizip Mülteci Kampı’nda Mayıs 2015 tarihinde 30 erkek çocuk kamp çalışanlarınca cinsel istismara maruz kalmıştı. Bunu da gündeme getirdik, bu konuda önerge verdik, Türkiye basınında da büyük yankı uyandırmıştı. Zaten Antep’in DAİŞ’in merkezi olduğu bilinen bir gerçek. DAİŞ bütün işlerini orda yapabiliyor. Yine Aralık 2015’te Alman ARD televizyonu DAİŞ’in Antep’te Êzîdî kadınlarının satıldığı büroları olduğunu yazmış bunun üzerine konuyu yine TBMM’de gündeme getirmiştik. Yani Êzîdîlerin oraya yerleştirilmesi Êzîdî toplumu için büyük bir tehlike. Êzîdîler bütün bunların farkında bu nedenle de o kamplara gitmek istemiyorlar. 

Kuzey Kürdistan ve Türkiye’deki kamplar ve varsa onun dışında kalanlar, hala ne kadarlık bir Êzîdî nüfustan bahsedebiliriz?

Batman’ın Beşiri ilçesinde bazı Êzîdî aileler var. Bazıları da zaten evlere yerleşmiş durumda. Midyat dışında AFAD’a bağlı kamplarda kalan Êzîdî yok. Midyat kampında başta epey Êzîdî vardı sonra oradan da çıktılar. Ama biz sayıyı bilmiyoruz çünkü bu konuda sağlıklı bilgi alamıyoruz. Bunun dışında büyük bir Êzîdî nüfus farklı kentlere dağılmış durumda. Fidanlık Kampı’nda DBP’li Yenişehir belediyesine kayyum atanmadan önce bin 29 kişi vardı. Ama Türkiye ve Kuzey Kürdistan geneli ne kadar nüfusun olduğu net değil, birçok farklı kente dağılmış durumdalar. Binlerce kişi olduğunu biliyoruz ancak maalesef net sayılar kayıt altında değil. 

Peki Êzîdîler hangi koşullar altında yaşıyorlar, yaşadıkları temel sorunlar nelerdir? 

Temel sorunlar esasında iki yönlü. Biri 3 Ağustos 2014 soykırımından önce süregelen sorunlar. Bir diğeri ise soykırım sonrası yaşanan sorunlar. Türkiye’de yoğunluklu olarak Batman, Amed, Mardin ve Urfa’da yaşayan Êzîdîlerin, Osmanlı döneminden beri maruz kaldıkları asimilasyon politikaları Cumhuriyet tarihi boyunca da fiilen devam etmiş, inançları yok sayılmış, toprakları ellerinden alınmaya çalışılarak tarım ve hayvancılık olan temel geçim kaynakları dahi yok edilmiştir. 1970’li yıllara kadar feodal düzenin baskısı ve devletin farklı kimliklere uyguladığı asimilasyoncu politikalarla yıldırılmaya çalışılan Êzîdî toplumu, 1975’ten sonra başta Almanya olmak üzere Avrupa’nın çeşitli ülkelerine göç etmiştir. Bunun sebeplerine bakıldığında, temel olarak inançlarının yok edilmeye çalışılması, özellikle Êzîdî genç kadınların Müslümanlaştırılarak asimilasyona maruz bırakılması ve Êzîdî inanç ve kültürünün hiçe sayılması olarak görülmektedir. 

Êzîdîlerin nüfus kâğıdındaki din hanesine “İslam” ya da “Dinsiz” yazılarak, inançlarının hiçleştirildiği bilinen bir gerçektir. Bununla beraber, mülklerine zorla el koyma, arazilerini satmaya ya da kiralamaya zorlama gibi yöntemlerle de Êzîdî toplumuna zulmedilerek Türkiye’de barınma şartları yok edilmeye çalışılmıştır. 

Bu durumdaki Êzîdîler için topraklarına geri dönüş koşulları var mı? Beklenti ve talepleri neler?

Yıllardır köylerinden, topraklarından uzakta yaşayan Êzîdî ailelerin birçoğu ülkelerine geri dönmeyi istemekte, bu noktada gereken yasal güvencelerin sağlanmasını talep etmektedir. Bunların başında, köylerine geri dönmek isteyenler için gerekli hukuki ve ekonomik koşulların sağlanması, tahrip olmuş köylerin yeniden kurulması ve tazminat ödenmesi gelmektedir. Kimliklerinin ve dinlerinin resmi olarak tanınması, dini eğitim ve ibadetlerini yapabilecekleri koşulların sağlanması, kutsal mekânlarının koruma altına alınması, işgal ya da terk edilmiş Êzîdî köylerindeki tahribatın tespit edilmesi Êzîdîlerin temel talepleri olup, hükümet bu konularda somut ve kapsamlı adımlar atma sorumluluğu altındadır. Yine Êzîdîlerin bu sorunlarını tespit edecek ve çözümler geliştirecek bir komisyonun kurulması için TBMM’de araştırma önergesi verdik, önergemiz reddedildi. 

Şengal Katliamı’ndan kurtulanların bir kısmı da Avrupa’ya gitmek zorunda kaldı…

Evet. Amed, Batman ve Mardin gibi illerdeki kamplarda herhangi bir statüye sahip olmayan Êzîdîler ciddi sorunlarla karşılaşmış ve büyük çoğunluğu Avrupa’ya geçmek umuduyla göç yollarına düşmüş ve büyük kayıplar yaşamıştır. 

Şengal Katliamı’ndan kurtulan Êzîdîler yaklaşık iki buçuk yıldır Türkiye’deler. Diğer Suriyeli göçmenler ile aynı haklardan yararlanabiliyorlar mu? 

Êzîdîlerin, Türkiye’de hala hiçbir statüsü yok. Ne göçmen, ne sığınmacı ne de misafir statüsüne sahipler. Suriyeli sığınmacıların yararlandığı hiçbir haktan yararlanamıyorlar. Suriyeli sığınmacılara kimlik veriliyor, eğitim, sağlık ve barınma haklarından yaralanabiliyorlar. Üstelik belli aralıklarla belli miktarda para yardımı alıyorlar. Ancak hala Türkiye’de hiçbir hastane ne tanı, ne teşhis ne de tedavi süreçlerinin hiçbir aşaması için Êzîdîleri kabul etmiyor. Öte taraftan Êzîdîlerin bu ülkede can güveliği bile yok. 

Êzîdîler zulümden, soykırımdan kaçıp geldiler, o ağır travmayı atlatamadan AFAD kamplarına gitmeye zorlanıyorlar? Bu durum Êzîdîleri nasıl etkiliyor?

DAİŞ’ten kaçarak, psikolojileri bozularak geldiler ve onlara GAP Belediyeleri ile Kürdistanlılar sahip çıktı. Fidanlık Kampı’nda kaldıkları iki buçuk yıl boyunca bizde sürekli ziyaret ediyorduk tanık oluyorduk, kamp çalışanlarına çok güveniyorlardı. Bu güven ilişkisi soykırıma maruz kalan Êzîdîlerin bu travmayı atlatmasına yardımcı oldu. Ama şimdi yeniden zorla yerlerinden ediliyorlar. Nereye gideceklerini ne ile karşılaşacaklarını bilmiyorlar. Şimdi yine güvensiz, güvencesiz ve savunmasız durumdalar. Önlerinde ne olduğunu görmüyorlar. Başlarına ne geleceğini bilmiyorlar. Kamplarda DAİŞ ile karşılaşıp karşılaşmayacakları dahi belli değil, çünkü mesela Midyat Kampı, sadece Êzîdîlerin kaldığı bir kamp değil. Aynı kampta Suriyeli göçmenler de var. Bu kamplarda kimler ve buralarda Êzîdîlerin başına ne geleceğini bilmiyorum. Midyat kampında kalanların durumunun ne olduğu dahi kamuoyu tarafından bilinmiyor. Kadın ve çocuklar soykırımın travmasını hala atlatmış değil. Bu psikoloji ile bu güvensiz kamplara götürülmeleri büyük bir tehlike arz ediyor. 

Gitmeye zorlandıkları yer de onları ne bekliyor? 

Soykırım sonrası Türkiye’ye gelen Êzîdî nüfus 33 bin civarındaydı. Batman, Siirt, Amed, Urfa, Midyat ve Nusaybin gibi yerlere gelip yerleştiler. Amed’deki Fidanlık Kampı’na ilk etapta 7 bin Êzîdî geldi. Şengal merkezin özgürleştirilmesinden sonra büyük çoğunluğu geri döndü, bir kısmı Avrupa’ya göç etti, bir kısmı Zaxo ve Duhok’a geçti. En son Fidanlık Kampı’nda 1029 kişi kalmıştı. Devlet hiçbir şekilde bu kişilere yardımcı olmadı. Dediğim gibi birçok hasta vardı, bu konuyu defalarca gündeme getirdik. Amed’de hastaların tedavi edilebilmesi talebiyle basın açıklaması yaptık ancak devlet bu konuda hiçbir adım atmadı. Hem maddi hem manevi olarak burada kalan Êzîdîlere yardım Büyükşehir Belediyesi ve Yenişehir Belediyesi çalışanları tarafından yapılıyordu. 24 saat kampta kalarak o ailelere sahip çıktılar. Büyük bir dayanışma örneği sergilendi. Burada Êzîdîler dini ibadetlerini yerine getirebiliyordu. Çocuklar için eğitim yapılıyordu. Çocuklar kendi inanç ve kültürlerine dair eğitimi bu okullarda alabiliyordu. Kadınlar farklı atölyelerde üretime dahil olabiliyordu. Belediye desteği ile bahçecilik dahi yapabiliyorlardı. Psikolojik tedavi görebiliyorlardı. Ancak Yenişehir Belediyesi’ne kayyumum atanması ile Êzîdîlere de kayyum atandı. Bu da devlet ve AKP hükümeti tarafından Êzîdî toplumuna ikinci bir Şengal’in yaşanması anlamına geliyor. Êzîdîler şuan bu tehlike ile karşı karşıyalar. 

AFAD kampına giden Êzîdîlerin sayısı neydi?

Kobanê sürecinde yaşananlar var. Ben de bizzat Suruç’ta üç ay sınırda kaldım. O zaman 200 bin insan sınırdan giriş yaptı. AKP sadece 7 bin insana yardımda bulundu. Onun dışındaki yaklaşık 200 bin kişiye GAP Belediyeleri baktı. Hiçbir şekilde devlet bunlara destek sunmadı. GAP Belediyesi desteği ile farklı kentlere ve kamplara yerleştirildiler. Halk da sahip çıktı o dönem. Ancak dediğim gibi bu dönem AFAD kampında yalnızca 7 bin insan kaldı. Bu bizim için büyük bir tecrübe. Bu anlamıyla nasıl bir siyasetin yürütüldüğünü biliyoruz. Bu göçmenler üzerinde bir siyaset yürütülüyor. Bu nedenle Êzîdîler AFAD kamplarında asla benzer bir desteği göremeyecektir. Bunu tecrübelerimizden biliyoruz. 

Şengal’in özgürleştirilmesi ardından ne kadar Êzîdî’nin dönüş yaptığını biliyor musunuz? 

Kuzey Kürdistan kamplarından binlerce kişi döndü ama net sayıyı söyleyemiyoruz. Ancak bu hafta bile, AFAD kamplarına gitmek istemeyenler Şengal’e döndüler. Sayı net değil ama gidenlerin olduğunu biliyoruz. 

Fidanlık Kampı’ndaki Êzîdîlerin durumunu yakın zamanda Meclis gündemine de taşıdınız. Türk Başbakan Binali Yıldırım’ın yanıtlaması için verdiğiniz soru önergesine bir yanıt verildi mi? Beklentiniz nedir?

Önergemize henüz herhangi bir cevap verilmedi. Bir an önce cevap verilmesini bekliyoruz. Özellikle devletin göçmenler arasına koyduğu bu ayırımı bir an önce kaldırılması gerekiyor. Ancak bana göre devlet bu meseleye siyasi yaklaşıyor. Şengal’e ve Êzîdîlere yaklaşımları ortada. Yakın zamanda yine Şengal’in işgali için devlet yetkilileri tarafından tehditler yapıldı. Bugün Şengallilerin Amed’den çıkarılıp devlet kamplarına sürgün edilmesi tesadüf değil. Burada Êzîdîlere karşı yürütülen siyaset ile Şengal’e ilişkin kullanılan dil paraleldir. Bu yaklaşımlar Êzîdîlere karşı büyük katliamların oluşması tehlikesini yaratıyor. Êzîdîler için en güvenli yer Fidanlık Kampı’ydı, bu saatten sonra Êzîdîlerin başına bir şey gelirse bunun sorumlusu devlettir. Bu nedenle herkese çağrı yapmak istiyorum, herkes Êzîdîlere sahip çıkmalı, bu çocuk oyuncağı değil! Êzîdîler ciddi bir tehlike ile karşı karşıyalar. Bir toplumun kaderi ile oynanıyor. Bunu unutmamalıyız çünkü Türkiye’de binlerce Êzîdî 1980’ler ve 1990’larda Êzîdî toplumu üzerindeki baskılardan dolayı zorunlu göçe maruz kalıp topraklarını terk edip Avrupa’ya göç etti. Şimdi yine benzer bir durum ile karşı karşıyalar. Bunun önü biran önce alınmalıdır. 

RAMAZAN MARANKOZ / Y. ÖZGÜR POLITIKA

Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.