Tacize karşı bir özsavunma deneyimi

GÜL GÜZEL / STUTTGART

Her canlının doğasında öz savunma refleksi içgüdüsel olarak vardır. Bu refleksi ve içgüdüyü sürekli eril şiddete maruz kalan biz kadınlar en iyi tanırız. Şiddete karşı toplumsal ve bireysel olarak kendimizi savunma gereği kaçınılmaz bir durum olarak her gün karşımıza çıkıyor. 

Kadın katliam ve tacizlerine dair haberlerin düşmediği neredeyse tek gün yok. Leyla O. da Almanya’nın göbeğinde bu mağduriyeti yaşayan bir kadın. Yolda  yürürken uğradığı tacizi, hâlâ yaşadığı olayın etkisindeyken şöyle anlatıyor: 

Ani refleksle kurtuldum

“Stuttgart’ın büyük işlek caddelerinden biri olan Marienstrasse’de yürüyordum. 14.30 sularıydı. Kendi halinde yürüyorken, karşıdan kulaklığı ile müzik dinlediğini sandığım bir erkeğin bana doğru yürüdüğünü gördüm. Ben dinlediği müziğe eşlik ettiğini düşünerek hiç ilgilenmedim ve yürümeye devam ettim. Yaklaşıp benimle konuştuğunu görünce, herhalde bir adres soracak diye düşündüm. Anlamadığım bir dilden konuştuğu için cevap veremedim ilkin. Bu kez daha da yaklaşarak, ‘Ich will küssen’ (Seni öpmek istiyorum) demesi ve benim şaşkınlığım arasında elini sağ omuzuma değdirdi. Nefesini boynumda hissedince ani bir refleksle sol elimi bir direğe dayayıp bir tekme attım. O anda sırtüstü yere devrilince, hızla olay yerinden uzaklaştım. 

Olay yerinde insanlar vardı ama ben kimin ne dediğini algılayabilecek durumda değildim. Başörtülü bir kadının bana dönüp, Türkçe ‘Allah senden razı olsun’ dediğini duydum sadece. 

Elim şişmişti

O telaş içinde gayri ihtiyari bir mağazanın içine daldım ve alışveriş yaptım. Parayı ödemek için elimi çantamın içine uzattığımda, elimin mosmor ve şişmiş olmasından dolayı çantaya sığmadığını farkettim. 

‘Acaba vurduğum adam ölmüş müdür’ diye geçirdim içimden ve korku içinde olay yerine geri döndüğümde adamın düştüğü yerde kan lekesi vardı sadece.

Bugüne kadar hep şiddet gören kadınları tedavi ediyorlarmış

Elimin ağrısına dayanamayıp ilk yardıma gittiğimde, bana ne olduğunu sordular, başımdan geçenleri anlattım. Doktor ve hemşireler bir yandan çatlayan kol kemiğim ile ilgilenirken, diğer yandan birbirlerine bakıp gülüşüyorlardı. ‘Şimdiye kadar hep şiddete uğrayan kadınların yaralarını sarmaya çalışıyorduk, şimdi ise tacizci bir erkeğin hakkından gelen bir kadının yarasını sarmaya çalışıyoruz’ dediler. Bu benim hoşuma gitmişti. Ağrılarım olsa da ben kazanmıştım...’’

Tacizci bir kadına daha el uzatamayacak

O ana kadar koruma refleksinden ortaya çıkan gücümü ölçmemiştim. Bu tür durumlarda biz kadınlar tahmin ettiğimizden fazla güçlü oluyoruz. Tacizciye verdiğim tepki beni teskin ediyor. En azından başka bir kadına daha el uzatmaya cesaret edemeyeceğini umuyorum. 

Özsavunmayı öğrenmeliyiz

Biz kadınlar evde, sokakta, iş yerinde erkeklerin şiddetine uğruyoruz. Bazıları öğretilmiş algılardan dolayı bunu reva görüyor. Bu yüzden hem örgütlenmemiz hem de öz savunmamızı geliştirmemiz gerekiyor. Bu deneyimden sonra oluşturacağım kadın grubu ile özsavunma kursları başlatmak istiyorum. Bu grup öğrendiklerini, daha sonra kurulacak diğer gruplara aktarabilir. Bu şekilde genişleyebiliriz. Bizi polisin koruyabileceği yanılgısıyla avunmamalıyız. Kendimizi savunmayı bilmezsek, polis olay yerine gelene kadar ya yaralı ya da ölü bedenimize yetişebiliyor. Bu nedenle gittikçe kirlenen bu ortamlara karşı kendi savunmamızı oluşturmamız gerekiyor.“

Yeni Özgür Politika

Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.