DAİŞ`ten Sonra

Fırat’ın Gazabı Hamlesi’nin ikinci aşaması 36. gününde devam ediyor. Kadiriye ve Eyn Îsa kollarından ilerleyen güçlerin 11 Ocak’ta Kermanco köyünde birleşmesi ardından 550 kilometrekarelik alan çembere alındı. Sêgul köyünün batısına, Til Semen’in doğusuna düşen çemberdeki 45 köy, 20 mezra önceki akşam DAİŞ’ten arındırıldı. Böylece Fırat’ın Gazaba Hamlesi’nin ikinci aşamasında dün sabah itibariyle 2 bin 644 kilometrekarelik alan kontrolü altına alındı.

Arap, Süryani, Kürt ve özellikle DAİŞ zulmünden kaçan yaklaşık 2 bin 600 Reqalı gencin içinde bulunduğu Şuheda El Reqa (Reqa Şehitleri Tugayı), Ehrar El Reqa (Reqa Özgürlük Tugayı), Suwar Til Ebyad (Til Ebyad Devrimcileri), Liwa El Tehrir (Özgürlük Tugayı), Ketîbeî Şuheda El Fırat (Fırat Şehitleri Taburu), Ketîbeî Şehid El Cimo (Şehit El Cimo Taburu), Süryani Askeri Meclisi, Arap Şemar aşiretinden olan Ceyş El Senadid (Yiğitler Ordusu), YPG/YPJ, Dêre Zor Askeri Meclisi, Nuxbe (Seçkinler) Güçleri, Teyyar El Xad (Gelecek Hareketi) ve Suwar El Reqa (Reqa Devrimcileri) gibi güçlerin DAİŞ’ten kurtardığı köylere yardımları ise TEV-DEM ulaştırıyor. 

Bir yandan köy ve kasabaların güvenliği sağlanırken diğer yandan köylerini terk etmeyen yurttaşların acil ihtiyaçları giderilmeye çalışılıyor. Köyler özgürleştirildikten sonra asıl işin düştüğü TEV-DEM, yurttaşların soğuk kış günlerinde daha büyük mağduriyet yaşamamaları için aralıksız çalışıyor. 

15 Kasım’da kurtarılan Reqa köylerini ziyaretimizin üzerinden tam bir ay geçti. Bir kez daha Kobanê Kantonu TEV-DEM Eşbaşkanı Ehmed Şêxo ve Kobanê Kantonu TEV-DEM Sırrîn Yöneticisi Ebdurrehman Demir ile Reqa’nın köylerine doğru Kobanê’den yola çıkıyoruz. Bu kez çalışmaların kadın ayağını örgütleyen TEV-DEM Sırrîn Yöneticisi Newroz Ciman ile de tanışıyorum. 

Mezat yerleri oluşturuldu

Yolculuk esnasında önceki gün neler yapıldığı tartışılıyor ve planlama yeniden gözden geçiriliyor. Önceki gidişimizde sakin olan yoldaki trafik akışı dikkatimi çekiyor. Ehmed Şêxo, önceki ziyaretimizi hatırlatarak, “Daha önce köylerinden çıkmaları dahi yasak olan köylüler alışveriş ve ticaret için Minbic, Sirrîn ve Kobanê’nin yolunu tutuyor” diyor. Ebêdat köyüne ulaştığımızda burada çok kalabalık bir pazar (mezat) kurulduğunu görüyoruz. Ehmed Şêxo, “İnsanların yeniden eskisi gibi mezat kurması için bir çalışma yürüttük. Şu an her cumartesi günü çevre köylerin tamamı koyun, saman, meyve-sebze ve diğer ihtiyaçların alışverişini yapmak için Ebêdat köyüne, her çarşamba günü de Sirrîn’e gidiyor. Bundan sonra perşembe günleri de Batı Sêgul köyünde mezat kurulacak. Böylelikle ticaret ile yurttaşlar arasında kopan iletişim de yeniden başlamış olacak” diye devam ediyor.

İki fırın açıldı, ikisi de açılıyor

Ebdurrehman Demir, her geçen gün özgürleştirilen alanların genişlemesiyle ihtiyaçların da arttığını belirterek, sözü devralıyor ve başlıyor anlatmaya: “Şu ana kadar 135 köy özgürleştirilmiş (Son 45 köy hariç). Tahminlerimize göre 50 bin nüfusa tekabül ediyor. Bir taraftan savaş en şiddetli biçimiyle devam ederken, her gün bu insanların ekmeklerini karşılamak bile başlı başına bir problem. Ama biz herhangi bir aksaklığın yaşanmaması için şartlarımızı zorluyoruz. Özgürleştirilen Til Osman köyü ve Cirniye kabasında 2 fırın açtık. Ama şimdilik bu fırınlar ihtiyacı karşılamadığı için Kobanê, Şêran, Zerik ve Mezxene’deki fırınlardan da yardım alıyoruz. Yine Şemseddîn ve Mehmudlî’de de 2 fırın açma çalışmamız devam ediyor. Günlük her 4 kişi için bir rabıta (10) ekmek veriyoruz. Bu her gün 12 bin 500 rabıta ekmek demek.”

Ucuz mazot dağıtılıyor

TEV-DEM Sirrîn Yöneticisi Newroz Ciman ise bir diğer önemli ve acil ihtiyacın mazot olduğunu ifade ederek, şu bilgileri bizimle paylaşıyor: “Her aileye aylık 200-220 litreden oluşan bir varil mazot veriyoruz. Bunu yaklaşık 12 bin Suriye lirasına (87 TL) temin ediyoruz. Yine tarlası olan ailelere ekebildiği oranda ihtiyacını belirleyerek mazotunu sağlıyoruz. Ayrıca şu ana kadar kurtarılan köylere 10 bin adet gaz tüpü dağıttık. Bu çabalarımız insanları etkiliyor. Örneğin bizim 50-60 liraya sağladığımız bir rabıta ekmeği DAIŞ 400 liraya (2.89 TL) veriyordu. 12 bin liralık bir varil mazotu DAIŞ, 4 katına satıyordu. 2 bin 200 liralık (8.61 TL) gaz tüpünü DAİŞ 15-16 bine satıyordu.” 

Gülen yüzler umut veriyor

Neredeyse her gün görüştükleri halkın durumunu sorduğumuz Newroz Ciman, “Köylerde toplantılar yapıyoruz. Köylerin büyüklüklerine göre geçici komiteler oluşturuyoruz. Cirniye kasabasında çok coşkulu geçen iki toplantı gerçekleştirdik ve ardından bir şölen tertip ettik. 5 seneden sonra halk ilk defa şenlik yaptığını söylüyordu ve memnuniyetlerini paylaştılar. Halkın yüzünün yeniden güldüğünü görmek bizlere umut veriyor” şeklinde konuştu. 

Kadınlar tam anlatamıyor

Kimi kadınların hala yaşadıklarını anlatmakta zorlandığını dile getiren Newroz Ciman, “Örneğin burada güzel kızların DAIŞ emirlerine satıldığını duyduk. Hatta kimi ailelerin çocuklarını sattığını biliyoruz. Konuştuğumuz birçok kişi bunun olduğunu söylüyor ancak kimin bunu yaptığını söylenmiyor. Özellikle DAIŞ’in hükmü altındaki yerlerde yakınları olanlar konuşmaya çekiniyor. Örneğin Êzidî kadınlarının başına gelenleri anlattık ve buralarda satılan Êzidî kadınların olup olmadığını sorduk. Hepsi bu konuda konuşmaya çekiniyor ve hiçbir şey paylaşmıyorlar. Ama zamanla bunun aşılacağının sinyallerini alıyoruz” dedi. 

DAİŞ’ten sonra nargile keyfi

Bir taraftan konuşuyoruz diğer taraftan yoldaki tabelalarda gözüm. Epey bir yol gidiyoruz ve Heci Elî köyünde kendimizi Fırat Nehri’nin kenarında buluyoruz. Suya nazır güzel bir yerde konak gibi yüz yıllık bir taş bina dikkatimi çekiyor. TEV-DEM yöneticileri köyün ileri gelenleri ile kapıda konuşurken, hemen evin içine giriyorum. Ve içeride nargile içen ev sahibinin kardeşiyle karşılaşıyorum. Ben çat-pat Arapçayla konuşurken, o da bildiği birkaç Kürtçe kelimeyle beni karşılıyor. “Nargile mi içiyorsun” diye sorunca espriyle “DAİŞ görmesin sakın” diyerek, içine derin bir nefes çekiyor ve ardından dumanı bırakıyor. 

Cirniye’deki DAİŞ izleri siliniyor

Daha sonra tabelada ismini gördüğüm Cirniye kasabasına doğru yol alıyoruz. Küçük bir kayalık tepenin dibinde olan Cirniye kasabasında yaklaşık 400 ev var. Yine bu kasabaya bağlı yaklaşık 50 köyden söz ediliyor. Cirniye’nin 4’te 3’ünün okur yazar ve büyük bölümünün üniversite okuduğu söyleniyor. Bölgede kadın okuma oranının da en fazla olduğu kasabaların başında geldiği belirtiliyor. Burada kurulan geçici meclisin içinde şu an 5 kadın bulunuyor. Bunlardan birinin rejim döneminde Suriye Kadın Birliği yöneticisi, diğer 4’ünün de öğretmen olduğunu öğreniyoruz. Kentin girişinde ve kent içindeki birçok binada hala DAIŞ’in ismi, amblemi ve rengi var. Zekat merkezinin de bulunduğu kasabada, insanlar kazandıklarının bir bölümünün günlük ve aylık olarak zorla alındığını belirtiyor. DAIŞ‘in izlerinin silinmesi için meclis ile birlikte TEV-DEM, çalışmasını tamamlamak üzere. 

Kurtarılan her yerde olduğu gibi burada da arabamızı gören her çocuk hemen “hurriye” dedikleri zafer işaretini yapıyor. Renkli kıyafetleri ile kadınlar ve vitrinsiz bir dükkanın duvarına asılan renkli kadın kıyafetleri dikkat çekiyor. 

Hemen herkesin kötü anısı var

Kurtarılan köylerde hemen hemen her kesin kötü bir anısı var DAIŞ’e dair. Girêdanê köyünden bir kadın, henüz Sırrin DAIŞ’in hükmü altındayken, ağır hastalanan çocuğunu Sırrin’e götürmek için izin alır. Hastanedeyken, çocuğunu kolunda düzelten kadının siyah elbise altında renkli bir elbise giydiği fark ediliyor ve hemen sorguya alınıyor. 80 bin Suriye lirası ile cezalandırılıyor. Yanında sadece 40 bin olduğunu söylüyor ancak DAİŞ çocuğu alarak, “köye git kalan 40 bini getir sonra çocuğunu teslim alırsın” diyor. Kadın köye dönerek parayı alıyor ve cezayı ödedikten sonra çocuğunu yanına alıp köyüne dönüyor. Bir daha da köyden çıkmıyor.

Köylerde dahi kadınların dışarıya çıkamadığını söyleyen yurttaşlar, “şayet bir kadın dışarıda görülseydi eşi ya darp edilirdi ya da şeriat eğitimine alınırdı” diyor.

Her yerde benzer hikayeler var. Daha sonra Hurriye köyünün içinden geçiyoruz. Bombalanmış cadde ve yerle bir edilmiş evler var sağda solda. Kuliye, Sêvgir, XirabCehş, Karwan, Terge, Heddace gibi bir çok köyü ziyaret ediyoruz. 

Mehmudlî’de güvenlik için bekleme

Daha sonra Mehmudlî’ye uğruyoruz. Burası özgürleştirildikten sonra güvenlik için köylüler köyün dışında kurdukları çadırlara yerleşmiş. Evlerinden birkaç parça eşya ve sobalarını alan köylülere TEV-DEM mazot ve her gün ekmek dağıtıyor. Köylülerin bir an önce evlerine dönmeleri için de Fıratın Gazabı Eylem Odası Komutanlığı ile de temas halinde. Birçok köyde kamerayı görünce saklanan kadınların aksine, burada hemen hemen her kadın çocuğunu da kucağına alarak fotoğraf çektirmek istiyor. Kimi de yurtdışında olan yakınlarının kendilerini görme umuduyla fotoğraf çektirdiğini söylüyor. 

İlk özgür günlerde futbol

Daha sonra 2 gün önce kurtarılan Şetha köyüne gidiyoruz. Burada çocuk ve gençlerin meydanda futbol oynadığını görüyoruz. Köyün kurtarılmasıyla birlikte eline kına yakan kadınlar hemen çay hazırlıyor. Çay, şeker ve suyun birlikte kaynatıldığı çaydanlığı tüp yerine “papur” denilen mazot ocağının üzerine bırakıyor. “Tüpünüz yok mu” sorusuna “hayır DAİŞ döneminde 15-16 bine satıldığı için alamıyorduk” yanıtını veriyor. TEV-DEM yöneticileri de hemen not alarak köye tüplerin gönderileceğini söylüyor. 

Cumartesi gününe iki okul

Bizler bol şekerli çaylarımızı yudumlarken, köylüler de çocukların uzun süredir eğitimden mahrum kaldıklarını belirterek, okulların ne zaman açılacağını TEV-DEM yöneticilerine soruyor. Bunun üzerine Ehmed Şêxo, köylülere, “Köyünüzde öğretmenler var. Çocukları toplayıp şimdiden eğitime başlayın. Bizim de bir çalışmamız var. Sonuçlanınca artık eğitimi düzene sokarız” müjdesini veriyor. Ehmed Şêxo devamında, Cirniye kasabası ve Kuliye köyünde okul açmak için yaptıkları çalışmayı tamamladıklarını ve önümüzdeki Cumartesi’den itibaren eğitimin buralarda başlayacağını kaydetti. 

Yakında Tebqa Barajı aydınlatır

Güneşin batışıyla Şetha köyünden ayrılıyoruz. Köylerde elektrik olmadığını görünce, DAIŞ’in kaybettiği her köyün elektriğini kestiğini öğreniyoruz. Köylüler bu durum için, “Hiç önemli değil. Yakında Tabka Barajı kurtarıldıktan sonra gecelerimiz de gündüzlerimiz gibi aydınlanacak” diyor. 

ABDURRAHMAN GÖK / DİHABER / REQA


 
Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.