'Düğün de doğum da taziye de bu evdeydi, bırakmayacağız'
Dünyanın en uzun “sokağa çıkma yasağı”nın devam ettiği Diyarbakır'ın tarihi Sur ilçesinde, yüzde 82’sinin kamulaştırıldığı 25 Mart 2016 tarihinden itibaren kamulaştırılmamış sağlam evlerin bulunduğu alanlara da yıkım tebligatı gönderildi. Çatışmalar ve abluka nedeniyle ilçede 40 bin civarında insan göç etmişti. İlçenin 6 mahallesinde yıkım halen devam ediyor. Geride kalanlar ise sağlam evleri için verilen yıkım kararına tepkili. Evlerinin yıkılmasına karşı çıkan 40 yıllık ilçe sakini Sultan Aktar, “Evi, mahalleyi yıktırmayacağım. Komşularım da izin vermeyecek. Bunu evlerimize göz koyanlar bilsin" dedi.

‘BÜTÜN YAŞANMIŞLIKLARIM BURADA’

Aslen Bismilli olan ve 40 yıldır Sur’da yaşayan Sultan Aktar, fotoğraf çektiğimizi görünce tarihi evlerin duvarlarına tutunarak yanımıza yaklaşıyor. Yanımıza gelir gelmez ilk sorusu “Evlerimizi yıkacaklar mı?” oluyor. Soruyu bize yöneltiyor, ama cevabı hayat hikâyesiyle kendisi veriyor. Sultan ana 15 yaşında evlenip Sur’a yerleşmiş, 5 çocuğunu kapısını açıp buyur ettiği iki katlı ahşap merdivenli eski Sur evinde dünyaya getirmiş. “Hep bu evde mi oturdun?” sorusuna gözleriyle evini tekrar tarayarak cevaplıyor. Sultan ana, "15 yaşında evlendim ve buraya geldim. Hala da burada yaşıyorum. Bütün gençliğim, hatıralarım yani bütün yaşanmışlıklarım hep burada geçti. Eşimi 16 yıl önce bu evde kaybettim, çocuklarımı bu mahallede doğurdum ve büyüttüm, onların çocukları da burada büyüdü. Bu mahallenin, bu evin benim hayatımda çok büyük izleri var. Çok acılar çektim bu evde. İki evladımı kaybettim, bir kızım bir oğlum öldü. Yaslarını bu evde tuttum. Diğerlerinin düğünlerini burada yaptım" diye konuştu.

‘EVİMİZİ YIKACAKLARINA BİZİ ÖLDÜRSÜN DAHA İYİ’

Ömrünün çoğunu mevsimlik işçi olarak geçirdiğini söyleyen Sultan ana, evde şuan çalışıp ona bakacak kimsenin olmadığını söyleyerek, “Evimizi yıkacaklarmış, ben ölmeden bu evi yıktırmam. Oğlum ve gelinim engelli. Onlara da çocuklarına da ben bakıyorum, ama yaşlandım artık, çalışamıyorum. Sağ olsunlar komşularımın getirdikleriyle geçiniyoruz. Elimizde bir bu ev var, onu da yıksalar ne yapacağız? Bu evi yıkacaklarına bizi öldürsünler daha iyi. Bize yeni ev vereceklermiş, ben inanmam buralardan vermezler bize. Hem ben evimi seviyorum, yenisini de istemem başka yere de gitmek istemiyorum" dedi.

‘SUR’DA KOMŞULUK DOSLUK GÜZELDİR’

Sur’un her halini gördüğünü en güzel yanının ise komşuluk ilişkileri olduğunu söyleyen Sultan ana, sözlerine içini çekerek devam ediyor: "Eskiden beri buralarda komşuluk ve dostluklar sıcak ve güzeldir. Savaş bile bunu değiştiremedi. Bir evde yemek pişse mutlaka diğer komşuya verilir. Damlarımız ve avlularımız birbirine bakar, herkesin kapısı herkese açıktır. Gece yarılarına kadar sokaklarda otururuz, ama son zamanlarda bunları yapamıyoruz."

‘SON 7 AYDIR MAHALLEMİZDE YABANCI İNSANLAR ÇOĞALDI’

Neden yapamadıklarını sorduğumuzda ise Sultan ana şu yanıtı verdi: “Son 7 aydır mahallemizde yabancı insanlar çoğaldı. Geç saate kadar kalamıyoruz korkuyoruz. Uyuşturucu satışı da arttı. Küçücük çocuklara uyuşturucu veriyorlar. Benim torunlarım ve oğlum da madde bağımlısı. Yaram çok hangisini anlatayım bilmiyorum. Ne yaptıysam torunlarımı bu illetten kurtaramadım. Son sözüm bu evi, mahalleyi yıktırmayacağım. Komşularım da izin vermeyecek. Bunu evlerimize göz dikenler bilsin.”

‘BEN HAYATIMDA BAŞKA BİR YER BİLMİYORUM’

Konuşmamızın başından itibaren yanımızda olan Sultan ananın yeğeni Cemal söze giriyor. Cemal, yaşanan ekonomik krizden kaynaklı uzun zamandır işsiz olduğunu söyleyerek başlıyor konuşmasına ve ekliyor: "Geçenlerde buraya gelip tebligat verdiler ‘Buradan çıkacaksınız’ diyorlar. Bütün Alipaşa’ya verdiler. Buralar yıkılacak dediler, nereye gideceğimiz konusunda kararsızız çünkü ben burada doğdum, büyüdüm, gözümü burada açtım. Çocuklarım burada doğdu. Anılarımız geçmişimiz burada. Ben hayatımda başka yer bilmiyorum. Eskiden biz burada gece 12’ye kadar kapı önlerinde komşularımızla muhabbet edip, vakit geçiriyorduk. Herkes birbirini tanıyor kimse kimseyi rahatsız etmiyordu. Yaşanan çatışmalardan sonra bir korku ve tedirginlik yaşıyoruz. Mahallemizde tanımadığımız insanlar dolaşıyor. Son dönem uyuşturucu kullanımı ve satışı da arttı. Kim satıyor bilmiyoruz. Polise şikayet etmişler, mahallede uyuşturucu satılıyor diye polis ilgilenmedi."

‘BİZİM OLANA DOKUNMASINLAR BU HIRSIZLIKTIR’

Sur ilçesinin Azizoğlu Mahallesi’nde oturan 10 çocuk annesi Birgül Duran ise “Eşim inşaat işçisi her zaman çalışamıyor. Bir evimiz var buradan çıksak nereye gideceğiz. Bizim acılarımız üzerinden kendilerine rant elde ediyorlar. Biz bunu kabul etmeyiz. Tebligat dağıtıyorlar evinizi yıkacağız diye asla yıktırmam evimi sonuna kadar çocuklarımla direneceğim” diye konuştu.

Savaşın en vahşetini Sur’da yaşadıklarını söyleyen Duran, "Artık savaş bitsin. Savaşın kimseye bir faydası yok bizde kendi ilçemizde huzur içinde yaşayalım. Kimseden bir şey istemiyoruz. Sadece bizim olana dokunmasınlar bu hırsızlıktır" ifadelerini kullandı.

‘ÇOCUKLARIN PSİKOLOJİSİ BOZULDU’

Evlendiği günden beri Sur’da yaşadığını söyleyen Şadiye Aktar ise 3 çocuğunu burada dünyaya getirdiğini, Sur’u çok sevdiklerini ve çocuklarını burada büyütmek istediğini söyledi. Aktar, Sur’da çatışmaların yoğun yaşandığı alanda oturduklarını, sonrasında evlerini boşaltmak zorunda kaldıklarını belirterek, "Daha önce de Sur’da oturuyorduk. Savaş başladı, bombalar patladı. Sonra evimiz yıkıldığı için oradan çıkmak zorunda kaldık. Fakat yine de Sur’u terk etmedik. Farklı bir mahallesine yerleştik. Çocukların da psikolojisi bozuldu, ama ona rağmen ayaktayız çok şükür" dedi ve evlerini boşaltmak istemediklerini söyledi.

Ayşe Güney - dihaber

 
Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.