Öne Çıkanlar KOBANÊ SINCAR IA Rakka Celal Doğan

Bu haber kez okundu.

Irak’ın ayağına da kapanıyor

Türk Başbakan Binalı Yıldırım’ın iki günlük Irak ve Federe Kürdistan ziyaretinin temel gündemi, referandum sürecine denk getirilmesi planlanan “sınırötesi operasyon” adı altındaki Güney Kürdistan işgali. 

Binali Yıldırım, göreve geldiği Mayıs 2015’ten sonra ilk kez Irak ve Federe Kürdistan’a ziyaret gerçekleştirecek. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın “İnşallah Cuma günü Başbakanımız ile bakanlarımız Irak’ta olacak” dediği ziyaret “sürpriz” olarak değerlendirilse de Türkiye çatışmaların yeniden başladığı Temmuz 2015’ten bu yana özellikle Federe Kürdistan’a birçok kez üst düzey görüşmeler ve ziyaretler gerçekleştirdi. Türk Başbakan Binali Yıldırım’ın 5-6 Ocak tarihlerinde Bağdat ve Erbil’i ziyaret edeceği duyuruldu. Bu kez Başbakan Yıldırım’ın yapacağı ziyaretin ana gündemi, Başika’daki Türk askerlerin varlığıyla gerilen ilişkilerin düzeltilmesi olarak konuşulsa da, Şengal ve Federe Kürdistan’daki PKK varlığına dönük olduğu biliniyor.

Baharda işgal harekatı

Yıldırım’ın dosyasındaki temel başlığın da bu kapsamda önümüzdeki süreçte düzenlenecek olan bir sınırötesi operasyona dair kimi hazırlıklar var. Kimi güvenilir kaynaklardan alınan bilgilere göre; Türkiye’nin hükümet yetkililerinin işaret ettiği bahar aylarında Federe Kürdistan’da bulunan PKK denetimindeki alanlara dönük kapsamlı bir işgal harekatı planlaması var. Daha öncekilerden kapsamlı ve geniş planlanan bu operasyon, sadece Medya Savunma Alanları’yla sınırlı tutulmuyor.

Kimyasal silahlı tehdit

Türkiye, söz konusu operasyon kapsamında kimyasal silah kullanımını da gündemine alacağını bir tehdit unsuru tuttuyor ve bunu uygulamaktan sakınmayacağını sızdırıyor. Başbakan’ın ziyareti sırasında tüm bunlar masaya yatırılacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın son bir kaç konuşmasında “Kaynağında yok edeceğiz” şeklindeki açıklamaları da Güney’e yönelik işgal girişimi ihtimalini güçlendiriyor. Yine Türk İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Kürt kentlerine yaptığı seferlerde “PKK gelecek Mart ayının başından itibaren bu ülke ile oyun olmayacağını bir kez daha görecek” şeklindeki açıklamaları Başbakan’ın dosyasında bulunan sınırötesi operasyonun kapsamı olarak değerlendiriliyor.

Referanduma da yatırım

Bahar aylarında planlanan bu sınırötesi operasyon aynı zamanda Meclis Genel Kurulu’nda 330’u bulması durumunda referanduma götürülecek olan Anayasa değişikliği için de AKP’nin kampanya malzemesi olacak. MHP ile ortaklaşarak getirilen değişikliğin MHP tabanında tepkiyle karşılanmış olmasından dolayı referandum sürecinde yapılması planlanan böylesi bir operasyonla da MHP tabanına bir mesaj verilerek, bunun üzerinden kampanya yürütülmesi öngörülüyor.

1983’ten beri yapılıyor

Sınırötesi operasyonun bir kez daha gündeme gelmiş olması ise geçmiş tarihlerde neredeyse her hükümet tarafından denenen ancak hiçbir şekilde sonuç alınamayan operasyonları hatırlattı. İlk kez 1983 yılında denen ve bugüne kadar 26 kez gerçekleştirilen sınırötesi operasyonlarında Türkiye hedeflediği amaçlara ulaşamazken, her operasyon Türkiye’ye ağır faturalara ve geri dönüşü olmayan sonuçlara da yol açtı. Sadece çatışmaların yeniden şiddetlendiği 20 Temmuz 2015’ten bu yana yüzlerce kez hava bombardımanı yapıldı. Kimi bombardımanlarda sivil yerleşim yerleri de hedef alınırken, bunlardan da bir sonuç alınamadı. 

Kürt birliğini engellemek

Başbakan’ın ziyareti, KCK’nin Ulusal Kongre öncesi geniş katılım toplantı çağrısı ve bu doğrultuda Kürt yapılarıyla yaptığı görüşmelerin hemen ardından gündeme geliyor. Özelikle Kürtler arası birliğin yoğun olarak tartışıldığı ve bu kapsamda kimi görüşmelerin gerçekleştirildiği bir dönemde ziyaret ve kapsamlı işgal harekatının görüşülecek olması, AKP’nin bu girişiminin önünü almaya dönük bir çabası olarak görülüyor. KDP’yi de yanına almayı amaçlayan Türkiye’nin olası bir operasyona başlaması durumunda tüm Kürtlerin beklentisi olan ulusal birlik tartışmalarının da rafa kaldırılması olacak. Bu şekilde “bir taşla ikiden fazla kuş vurma” hedefinde olan Türkiye’nin son zamanlarda KDP ile gerçekleştirdiği diyalog da bunun bir ayağı. 

Her kritik dönemin aparatı

Türkiye ve KDP’nin bir araya gelişi 2015’te de tarihi bir dönemece girilen dönemin kapısını aralamıştı. En son 15 Temmuz’daki darbe girişiminden sonra 25 Ağustos’ta Türkiye’yi ziyaret eden Federe Kürdistan Başkanı Mesud Barzani’nin bu ziyaretinin ardından Türkiye “Fırat Kalkanı Hareketi” adı altında Rojava ve Kuzey Suriye’ye dönük kapsamlı bir işgal sürecine girildi. Yine 2015’in Aralık ayının ilk haftasında gerçekleşen bir başka görüşmenin ardından da “özyönetim” ilan edilen Kürt kentlerine dönük daha kapsamlı saldırılar başladı ve görüşmeden sonra tankların yanı sıra özel birliklerin de devreye girmesiyle birlikte kentlerin bir bir yıkıldığı döneme girildi.

Kandil, Şengal, Rojava…

Türkiye’nin bahar aylarında planladığı bu operasyonun ikinci aşamasının ise Şengal ve ardından da Rojava’nın Cizirê Kantonu olacağı belirtiliyor. PKK’nin Şengal’deki varlığına devamlı gündemde tutan ve bu konuda KDP’yi de yanına almaktan geri durmayan Türkiye’nin bu operasyonda istediğini alması durumunda Şengal ve ardından da Rojava’ya da aynı şekilde yanına KDP’yi alarak yöneleceği konuşuluyor.  

Sözcüsü Kalın: Şengal’den çıksınlar

Türk Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, katıldığı bir TV programında “İncirlik’i kapatıyoruz deme hakkımız her zaman var” açıklamasında bulundu.

Kalın, İncirlik Üssü’yle ilgili süren tartışmalara dair katıldığı bir TV’de açıklamalarda bulundu. Kalın, “İncirlik Üssü’nün pozisyonu her zaman değerlendirilir. ‘İncirlik’i kapatıyoruz’ deme hakkımız her zaman var. Ama dediğim gibi önce şartlar değerlendirilir. Egemenlik hakları çerçevesinde tasarruf hakkı bizdedir” dedi.

Başbakan Yıldırım’ın Irak’ı Cumartesi günü ziyaret edeceğini anımsatan Kalın, şunları söyledi: “Özellikle PKK’ya karşı Kandil ve civarında hava harekatını anlamında operasyonlarımız devam ediyor. PKK’nın Sincar’dan çıkması gerekiyor. İbadi’nin açıklamaları dışında sahada sonuç istiyoruz. Başika’daki asker sayısı ihtiyaca göre artırılabilir.”

Kalın, Suriye’ye dair ise “ABD, Suriye muhalefetine verdiği sözleri tutsaydı, Halep’te yaşananlar yaşanmazdı. Bölgede ‘terör koridoru’ (Kürt koridoru, diyorlardı. KDP ve çeperlerindeki Kürt kökenliler, bu ifade yerine ‘terör koridoru’ veya ‘PYD koridoru’ demelerini salık verince değiştirdiler) oluşturulmasına asla izin vermeyeceğiz” gibi ifadeler kullandı. 

Yeni Özgür Politika

Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.