Patrick Cockburn: Türkiye, El Bab'ta ağır bedel ödüyor

İngiliz gazetesi The Independent’ın kıdemli Ortadoğu yazarlarından Patrick Cockburn, Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalesini yazdı. Cockburn, Ankara’nın Astana’daki barış görüşmelerinde fayda sağladığını ancak El Bab’da IŞİD’i aşamamasının ağır bir bedel olduğunu savundu.

Cockburn, “Rusya ve İran’la ‘mantık evliliği’ sayesinde Türkiye, Suriye’de altı yıldır devam eden savaşın sonucu üzerinde önemli bir etki sahibi olmayı başardı. Fakat El Bab’ta ağır giden ilerleme, Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalenin daha henüz ilk aşamalarında bile bir bedel getirdiğini gösteriyor” ifadesini kullandı.

Makalenin özet tercümesi şöyle:

BEKLENMEDİK KAYIPLAR VERDİ

Türkiye ordusu, Halep’in kuzeydoğusundaki küçük ama stratejik El Bab kasabasını kontrol eden IŞİD savaşçılarıyla ilk gerçek muharebesini sürdürürken, beklenmedik derecede ciddi asker ve ekipman kaybı veriyor. Türk askeri komutanlar ilk saldırıyı düzenledikleri aralık ayında, El Bab’ı hızla ele geçirmeyi umuyordu. Fakat IŞİD’in savunma hattını kırmakta zorlanıyorlar.

El Monitor sitesinde Türkiye ordusu uzmanı Metin Gürcan’ın yazdığına göre, en az 47 Türk askeri hayatını kaybetti, 11 tank kullanılamaz hale geldi. Türkiye ordusunun kuzey Suriye’de 24 Ağustos 2016’da başlayan askeri müdahalesi ağır sivil kayıplara da yol açtı. Terel tanıklara dayanan Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü, 77 çocuk ve 48 kadın dahil 352 sivilin son beş ayda Türk havan topu ve hava saldırılarıyla öldürüldüğünü belirtiyor. IŞİD’in insansız hava araçlarıyla çektiği görüntülere, bir zamanlar 100 bin kişilik nüfusu olan El Bab’da yıkılan binaları gösteriyor.

IŞİD EL BAB’DA BEKLENENDEN GÜÇLÜ ÇIKTI

Türkiye’nin niyeti, kendi sınırıyla Halep’in 40 mil doğusundaki bölgeye sınırlı bir askeri baskın düzenlemek ve böylece Suriye ihtilafında ciddi bir oyuncu haline gelmekti. IŞİD’i kuzey Suriye’deki son kalesi olan El Bab’dan temizleyecek ve her şeyin ötesinde, Suriyeli Kürt Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Kobani ile Kamışlı’daki kantonlarını Halep’in kuzey doğusundaki Efrin’le birleştirmesini engelleyecekti.

Bu stratejinin, IŞİD’in Ankara’nın öngördüğünden daha kararlı ve becerikli direnişi karşısında zannedilenden çok daha maliyetli olduğu ve çok daha yavaş ilerlediği ortaya çıktı. Ankara öncelikli olarak, ismen Özgür Suriye Ordusu şemsiyesi altında bulunsalar da, Türkiye’nin operasyonel kontrolünde hareket edecek Arap ve Türkmen milislere güveniyordu. Bu vekil gruplara, Türkiye’nin top atışları, hava saldırıları ve sınırlı sayıdaki askerle destek verilmesi öngörülüyordu.

ÖSO HATTI KIRAMADI, TÜRK ASKERİ SAYISI ARTIRILDI

Bu plan en başta, Türk askerleri Fırat Nehri’nin kıyısındaki Cerablus’u IŞİD’den aldığında işliyor gibi görünüyordu. Fakat buradaki hızlı başarı, IŞİD’in savaşmaması, üyelerinin geri çekilmesi veya sakallarını kesip yerel halkın arasına karıştırması nedeniyle sağlandı. Fakat Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu El Bab ve çevresindeki IŞİD hattını kıramayınca, Türkiye’nin onlara şu an işin büyük kısmını gören kendi askerleriyle destek vermesi gerekti.

ABD YPG’Yİ HEDEF ALMAZ

Türkiye ordusu bu sorunlardan kısmen, El Bab saldırısına birkaç hava saldırısından daha fazla destek vermeyen ABD’yi sorumlu tuttu. ABD, öncelikli olarak Suriye’de IŞİD’e karşı en etkili müttefiki olan YPG’yi hedef alan bir Türk müdahalesine askeri yardım vermek istemiyor. YPG, ABD liderliğindeki hava koalisyonunun devasa gücüyle desteklenen, en az 25 bin deneyimli askere sahip. Ankara, yeni Trump yönetiminin Kürtlerle daha az, kendileriyle daha çok işbirliği yapmasını umuyor.

IŞİD’İN TAKTİKLERİ ETKİLİ

IŞİD El Bab’da, Irak güvenlik güçlerinin ilerlemesini yavaşlatan etkili taktiklerin benzerlerini uyguluyor. Bu taktikler arasında, örgütün kendisinin özel olarak ürettiği patlayıcı dolu araçları infilak ettirmek de var. IŞİD yine Musul’daki gibi keskin nişancıların, tank savar füze uzmanlarının ve intihar bombacılarının bulunduğu küçük birliklerini düşman farkına varmadan evden eve hareket ettiriyor. Türkiye ordusu El Bab’ı kuşatmayı ve örgütün Suriye’deki fiili başkenti Rakka’ya tedarik rotasını kesmeyi başaramadı.

TÜRKİYE ASTANA’DA FAYDA SAĞLADI

Türkiye bu hafta Astana’daki barış görüşmelerinde, Rusya ve İran’la birlikte Suriye’de sahada askeri bulunan üç yabancı güçten biri olarak fayda sağladı. Türkiye geçmişte Suriye’deki silahlı muhalefete hayati önemde yardım, sığınak ve neredeyse açık bir sınır sağlamıştı. Rusya ve İran’la ‘mantık evliliği’ sayesindeyse, Suriye’de altı yıldır devam eden savaşın sonucu üzerinde önemli bir etki sahibi olmayı başardı. Fakat El Bab’ta ağır giden ilerleme, Türkiye’nin Suriye’ye askeri müdahalenin daha henüz ilk aşamalarında bile bir bedel getirdiğini gösteriyor.

EL NUSRA HÂLÂ CİDDİ SORUN

El Bab ve çevresindeki savaş, Astana’da açıklanan kırılgan ateşkes planlarının önemli bir zaafını ortaya koyuyor. En güçlü iki isyancı silahlı hareket olan IŞİD ve Şam’ın Fethi Cephesi (eski adıyla El Nusra), ateşkese dahil değil ve şartlarına uymaları için hiçbir nedenleri yok. Aksine, El Nusra, barış görüşmelerine ve ateşkese sıcak bakan isyancı grupları ortadan kaldırmak için Halep’in batısında bir saldırı başlattı.

IŞİD HÂLÂ GÜÇLÜ

IŞİD de, Irak ve Suriye hükümetlerinin yenilgiye yakın olduğuna dair iddialarının aksine, hâlâ birden fazla cephede savaş yürütebileceğini ortaya koyuyor. Örgüt, Musul’un 750 bin nüfuslu batı bölgelerini elinde tutuyor, Suriye’de Palmira’yı yeniden ele geçirdi ve Deyrül Zor vilayetinin Suriye ordusunun kontrolündeki merkezine son 10 günde tekrar tekrar saldırdı. Suriye ordusunun kenti elinde tutabilmesi için Rus ordusunun yoğun hava saldırıları düzenlenmesi gerekti.”

Loading...
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.